Sevgi, sevilen insanın fiziksel varlığının çok çok ötesine geçer. Sevgi en derin anlamım, kişinin tinsel varlığında, iç benliğinde bulur. Sevilen kişinin gerçekte orada olup olmaması, yaşayıp yaşamaması,
bir anlamda önemli olmaktan çıkıyor.
Şimdi bize, inşam kabaca her şeye alışabilen bir varlık olarak
tanımlayan Dostoyevski’nin sözlerinin doğru olup olmadığı sorulacak olursa, cevabımız, “Evet, insan her şeye alışabilir, ama
nasıl olduğunu bize sormayın,” olacaktır.
Şimdi bize, inşam kabaca her şeye alışabilen bir varlık olarak
tanımlayan Dostoyevski’nin sözlerinin doğru olup olmadığı sorulacak olursa, cevabımız, “Evet, insan her şeye alışabilir, ama
nasıl olduğunu bize sormayın,” olacaktır.
Victor Frankl, kendisinin ve çevresinin çektiği onca acıya rağmen yaşamının anlamını bulma yolculuğunu anlattığı İnsanın Anlam Arayışı kitabında şöyle yazar:
"İnsandan her şeyi alabilirsiniz ama bir şeyi asla alamazsınız,
Bu bir insanın elinde kalacak son özgürlüktür;
Belirli şartlar altında nasıl bir tutum takınacağını seçme özgürlüğü, kişinin kendi yolunu seçme hürriyetini ondan asla alamazsınız."
Başka bir deyişle, değerlerinizin ne olduğunu bildiğinizde, artık sonsuza kadar size ait olur.
Yaşam koşullarınız ne olursa olsun, kimse onları sizden alamaz.