Emin

Emin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·276 syf.··
22 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 17:02
·
2025 2. kitabı
İbrahim H. Karslı
0/10 · 2 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Davudoğlu bu ifadeleriyle, İslam geleneğinin bugün nasıl güncel hale getirilebileceği sorusuna cevap aramaktadır. Buna göre, birinci olarak ilgili olgunun tarihsel geçerliliğini kendi şartları içinde tespit etmek, ikinci olarak da eğer mümkünse oradaki özü günümüze taşıyıp bugünkü şartlar çerçevesinde ondan ne kadar istifade edilebileceğini tartışmaktır. Burada doğru olmayan tutumlar, ne günümüz şartlarını dikkate almaksızın tarihteki olguyu mutlaklaştırarak bugüne, ifade yerinde ise dayatmak ne de yaşadığımız dünyada egemen bakış açısını genel geçer kabul edip tarihe bu açıdan bakmaktır.
Sayfa 218·Kitabı okudu
Din
Yine belirtmek gerekir ki feminizm, Batı'nın kendi tarihi şartları içinde doğmuş bir ideolojidir. Bir aşırılıktan başka bir aşırılığa savrulan tarihin ve kültürün ürünüdür. Burada Yahudiliğin ve aynı mirasın bir devamı olan Hıristiyanlığın bıraktığı Hz. Havva ile ilgili uydurulan mitolojik hikayelerin etkisini unutmamak gerekir. Efsaneye göre o, Hz. Adem'in aldatılması ve cennetten düşürülmesine sebep olmuştur. Dolayısıyla onun şahsında Hıristiyanlık tarihi boyunca kadın suçlanmış ve aşağılanmıştır. İşte değişik uzantılarıyla feminist hareketlerin ortaya çıkmasında böyle tarihsel bir arka planın etkili olduğunda şüphe yoktur. Feminizm başka faktörlerin de devreye girmesiyle başlangıçta haklı diyebileceğimiz sebeplerle bir tepki hareketi olarak doğmuştur. Ancak daha sonraları kadınıyla erkeğiyle insanın yapısal farklılıkları yine toplum, tarih ve denge gerçeklerini ihmal eden tepkisel bir aşırılığa dönüşmüştür.
Sayfa 238·Kitabı okudu
Din
Kitabın ana fikrinin özeti mahiyetinde
Çünkü insan, ifade yerinde ise ait olduğu kültürün tutsağıdır veya yaygın ifadesiyle insan içinde yaşadığı çağın çocuğudur. Bu insani gerçek her çağda olduğu gibi zamanımızda da geçerlidir. Her yorumcu objektiflik iddiasıyla ortaya çıkar. Ancak zamanının egemen kültürünün etkisinden kendisini bütünüyle de kurtaramaz. Bu anlamda geçmiş müfessirlerin tarihselliğinden bahseden modernistlerin en az onlar kadar tarihsel oldukları da bir gerçektir. Bu, bazen taraftarlık saplantısıyla ideolojik bir boyut kazanabiliyor. Bazen de insan, her ne kadar samimi bir şekilde hakikatin peşine düşse de elinde sağlam ve nesnel kriterler olsa da bir yerden sonra kendi öznel kanaatlerinin tesiri altında kalmaktan veya ifade yerinde ise kendisine giydirilen gözlüklerle olay ve olgulara bakmaktan kendini kurtaramıyor.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Din
Ne gelenekte sıkışıp kalmak ne de geleneği göz ardı etmek
Te’vil etkinliği sahabe, tabiin ve sonraki alimlerin Kur'an'ı anlama çabalarını göz ardı etmez. Aksine ilk dönemlerden itibaren kültürel mirasın oluşturduğu geniş zeminde üretkenliğini sürdürür Bu sebeple tefsire ihtiyaç duymadan te’vile kalkışmak Kur'an'ı ilk dönemlerden itibaren devam eden anlama geleneğinden kopuk bir şekilde ele almaya sebep olur. Bu ise ayetin nesnel manasını göz ardı ederek kişisel arzulara göre yorumlar yapmaya götürür. Aynı şekilde tevile gerek duymadan tefsirle yetinmek de tarihin belli bir kesitindeki Kur'an'ı anlama çabalarını zımnen evrensel olarak kabul etme noktasına götürür Elbette ki sahabe ve tabiin kendi dönemlerinde Kur'an'ın hedeflerini ideal manada anlayıp pratiğe aktarmışlardır Fakat bu söz konusu yorumların daha sonraki dönemlerde bütünüyle geçerli ve yeterli olduğu anlamına gelmemektedir Çünkü böyle bir yaklaşım vahyin ışığının sonraki dönemlere yansımasını önleyecek ve ifade yerinde ise onu donduracaktır. Yine belirtmek gerekir ki böyle bir iddia ilk dönemlerden aktarılan bilgileri kendi tarihsel özelliklerinden soyutlayarak anlama sonucuna bizleri götürür Şu halde dini düşüncenin yenilenmesinde yapılması gereken şey ilk nesillerden gelen tefsir mirasının süreklilik arz eden özünü ve hala geçerli olan boyutunu tespit etmek ve ondan yararlanmaya çalışmaktır toparlayacak olursak Kur'an'ı yorumlama etkinliğini gerçekleştiren müfessirin vücut bulduğu tarihi dönem ve ilk kuşakların anlama çabalarını göz ardı etmesi nasıl doğru değilse aynı şekilde hataya düşme endişesiyle yeni yorumlara yönelmemesi ve mazideki tefsir tecrübesinin yeterli olduğunu ileri sürmesi de makul değildir.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Din