Cezayir’deki denizcilik okuluna birçok korsan delikanlı, öğrenci olarak devam ediyordu. Burada coğrafya, gemi seferleri, yıldız bilimi, güneş bilgisi, iki yaka arası deniz kılavuzu, harita, Arapça, İspanyolca ve İtalyanca öğretiliyordu. Oradan yetişen birçok korsanlar, sonradan eser yazarı olmuşlardı.
Görgülü ihtiyar kaptanlar, Turgut Reis’in ihtiyar Endülüslüsü ve İbni Rüşd’ün ve başkalarının birçok öğrencisi okulda hocalık ediyorlardı.
Cezayir’de büyük bir bahriye okulu açıldı. Para basıldı. Gerek Oruç Reis, gerekse Hızır Reis, emirleri altındaki askerlere bir düzen verdiler. Yeniçeri ortalarında olduğu gibi on kişiyi yönetene onbaşı, yüz kişiyi yönetene yüzbaşı unvanlı subaylar atandı. Donanmayı da, deniz savaşlarında değer göstererek birçok zaferler sağlamış olan kaptanlara teslim ettiler. Donanmanın en büyük kısmına Turgut reis komuta edecekti.
Onun işi, hangi yıldızın kime ait olduğunu saptamaktı. Bu işin karşılığında ona kimse ücret ödemiyordu, çünkü bu işe kimsenin ihtiyacı yoktu. Bunun yol açtığı bir tek sonucu vardı, o da sivrisineğe ayrılmış olan zamanın gittikçe tükenmesiydi. Kısaca söylersek, öldürülmeden önce onun hayatta olması gerekiyordu; hayatta olduğu sürece de sevmesi...