Ebu Hureyre’nin şu rivayeti gerçekten akıllara durgunluk verecek kadar etkileyicidir. Efendimizin [sav] vefatından üç yıl önce İslam’a girmiştir Ebu Hureyre. Dolayısıyla bu hadise Peygamber [sav] vefat etmeden kısa bir zaman önce yani Mekke’nin Fethi’nden sonra vaki olmuştur. Efendimiz [sav], oturarak namaz kılmaktadır. Ayakta duracak mecali yoktur. Ebu Hureyre gelir yanına ve O’nun bitap hâlini görünce neden böyle olduğunu, bir hastalığının olup olmadığını sorar. Cevap şudur: “Açım!” Ebu Hureyre üzüntüsünden hatta kahrından ağlamaya başlar. Düşünün krallar sıcak döşeklerde yatıp, nefis yemekler yerken Allah’ın Peygamber’i açlıktan iki büklüm olmuş biçimde ibadet ediyor. Yine düşünün o peygamber ki Mekke’yi fethetmiş, Yemen’de ordusu var, Şam’a ordu çıkarıyor. Bizans ve Sasani’yle savaşacak kadar güçlü bir devletin başkanı. Ama evinde yiyecek iki lokmasını yok! Çünkü Allah’a sevimli bir kul olmanın gereği olarak bunu bilinçli şekilde seçiyor. Ebu Hureyre’nin çok üzüldüğünü görünce de şunları söylüyor: “Ağlama! Bu dünyada açlık çekene ahirette ateş değmez.”
-Bari ben, oğlunun yolunu böyle gözleyen anaların sonuncusu olsam... Allah hiç kimseye demir rayları kucaklatmasın, hiç kimsenin başını traverslere vurdurtmasın.