Hangi yola koyulursak koyulalım, yalnızlık hep yoldadır.
Her yere ve her şeye ondan gidilir ve ondan gelinir.
Gece gece yatak yalnızlıkları vardır bu yüzden,
masa yalnızlıkları vardır sandalye sandalye,
mutfak yalnızlıkları,
düş yalnızlıkları
ve gülüş
ve iş
ve bakış
ve söyleyiş
ve susuş,
hatta park, cadde ve duruş,
sonra dökülüş,
sonra yerlere kadar bükülüş
ve gidiş geliş
ve yöneliş yalnızlıkları vardır.
Ölümün yalnızlığı yoktur ama,
ölüm, bir başına yalnızlıktır.
“Her yere gitmek, çok şey görmek çok güzel. Hayatı anlıyorsun. Halkı hayatın bir kenarına itmişler, aşağılanmış, kıvranıyor orada, ama bir yandan da ister istemez, düşünüyor. Ama neyi? Neden kenara itildim? Neder her şey bol, ama ben açım? Ve neden herkes akıllı, ben aptal ve cahilim? Nerede esirgeyen, bağışlayan, yoksul, zengin ayırt etmeden herkesi seven Tanrı?”
Hata yapmaktan korkmayan, hata yapan insanları arayıp bul. Onların hataları, yaptıklarını gölgede bırakmış olabilir. Fakat dünyayı ancak böyle insanlar değiştirir, defalarca hata yaptıktan sonra gerçekten fark yaratmayı ancak onlar başarırlar.
Sessizlik kimi zaman olağanüstü bir güçle kendini, duygunun kalıptan dışarı taşmış ruhu olarak benimsettirir; böyle zamanlarda sessizlik sözden daha etkilidir. Gene kimi zaman az konuşmak, çok konuşmaktan daha çok şey söylemektedir.