Ve sormuştum ona;
“Ölmek istemeyip de ölümü hep hatırlamak nasıl olacak ?” diye.
“Ölmeden evvel ölerek” demişti.
“Peki ya ölmeden evvel nasıl ölünecek ?”
Bu dünya rüyaya benzer. İnsan zanneder ki ölüm rüya gibidir. Oysa yanılır.Önce uyanacak insan. Yani belki de hani o çok sevdiklerin, öldü dediklerin yani bu dünya uykusundan uyananlar , belki de öldüğün vakit uyanacaksın da onların dizi dibinde bir uykuya daldığını anlayacaksın. Yaşadım dediklerinin bir rüya, öldü dediklerinin ölmediğini anlayacaksın belki.
Hem insan bir rüyanın içinde nasıl ki eğer rüyada olduğunu bilebilir de, onların gerçek olmadığını kavrarsa işte aynen öyle olursan, yani bu dünyada gördüklerinin gerçek olmadığını ve öleceğini bilirsen işte o vakit ölmeden evvel ölmüş olursun.
Yalnızca bakma,hem de gör. Zira bakmak ve görmek aynı şey değildir. Bakmak göz ile olur görmek gönül ile. Her şeyi yalnızca gözlerinle görüyor olsaydın eğer, tek gördüklerin gözüne aksedenler olsaydı nasıl rüya görür nasıl hayal ederdin? Ve hatta nasıl dua ederdin ? Bakmak ve görmek aynı şey değil , bilmek ve anlamanın aynı şey olmadığı gibi. Akıl ve kalbin aynı şey olmadığı gibi... Zira akıl bildirir, gönül oldurur.
İslam, hayattır, hayatın sahibine teslim olmaktır. İslam , selm ve müsalemettir. Yani barış,dostluk ve selamet içinde yaşamak ve yaşatmaktır. İslam, tamirdir, tahrip değil...