Neredeyse bir asır önce, devletlerin geleneksel siyaseti ve hükümdarlar arasındaki rekabet, hadiseleri belirleyen ana faktörlerdi. Kitlelerin fikri ciddiye alınmaz hatta çoğunlukla hiçbir önem arz etmezdi. Oysa bugün, geleneksel siyasetin, egemen güçlerin şahsi eğilimlerinin ve rekabetlerinin artk hiçbir önemi yok. Bilakis daha baskın çıkan, kitlelerin sesidir. Krallara ne yapmaları gerektiğini de duymaya çalıştıklan bu ses söyler. Milletlerin kaderi artık hükümdarların konseylerinde değil, kitlelerin kalbinde yazılmaktadır.