Gözüne uyku girmiyordu. Düşüncelere kaptırmıştı kendini. Düşünceler kafasına akın ediyordu. Düşünüyordu Artık. Dünya kafasında büyümüştü. Dünyanın genişliğini düşünüyordu. Değirmenoluk köyü bir nokta gibi kalmıştı gözünde. O kocaman Abdi Ağa, karınca gibi kalmıştı gözünde. Belki de ilk olarak doğru dürüst düşünüyordu. Aşk ile şevk ile düşünüyordu. Kendini de insan saymaya başladı. Yatakta bir taraftan bir tarafa dönerken söylendi. “Abdi Ağa da insan, biz de…”
Düşünmüyorum, söyleneni yapıyorum sadece, her zamanki gibi. Parayı al dedin, aldım. Bunu kendim düşünmedim aslında. Ne zaman kendi başıma karar vermeye başlayacağım?
Taraf değiştirdiğimde sadece ne yapacağımın söylenmesini istemiyorum. Öyle olacaksa değişmem için sebep yok.
İnsan aklını kullanmayı seçmelidir. Rüzgarda oradan oraya savrulan kuru bir yaprağın kaderine terk edilemez yaşam deneyimi. Beklemek bir alın yazısı olamaz. Mutluluğu beklemek, başarmayı beklemek, sevilmeyi beklemek. Bunlar ağacın dallarında kendiliğinden yetişen doğaya emanet edilmiş meyveler değildir. İnsanın doğası bir yerde kendine emanettir. İnsan mutluluğu seçer, başarmayı seçer, sevmeyi ve sevilmeyi seçer ve bu uğurda yapabilecekleri vardır. Hem de hiç gösterişsiz, asaletle yapabileceği çok güzel şeyler vardır.
Mutluluk ve başarı ile ilgili düşüncelerini de gözden geçirmelidir insan. Zira insanın kendinden başka değiştirebileceği hiçbir şey yoktur hayatta. Ayrıca kendinden başka değiştirmesi gereken bir şey de olamaz.