Ne gariptir ki, ara sokaklarda, kimi zaman yağmurun altında ayakta durup berbat midye tavaları ya da kokoreçleri yerim de, zenginlerin dadandigi lüks lokantalarda ünlü iştahım kesiliverir. O ablak yüzlü göbekli adamları, o fazlasıyla süslü rüküş kadınları görünce, "eyvah! Sınıf düşmanlarımın arasına düştüm! '' derim. Bu da, sınıf bilincimin, oburlugumu bile engelleyecek kadar güçlü olduğunu kanıtlar.
Ben burada : sen orada — dayanılmaz...:-
Böyle başlar özlem : dayanılmazlığı, iki ayrılmışlık duygusunun birlikteliginden gelir — özleyen, özlenen adına da çeker özlemi; ve, tersi : özlenen, kendisi de,
özleyeni özlemektedir.
Özleyen ile özlenen arasında fark yoktur —
özlenen ile özleyen, aynıdır —.
Bu da, dayanılmazdır —iki kez!
Özlem, dayanılmazdır—
Özlem, dayanamaz—
Hoşça kal hüzün
Hoş geldin hüzün
Tavanın çizgilerinde yazılısın
Sevdiğim gözlerde yazılısın
Yoksullukla ne ilgin olabilir
En yoksul dudaklarda bile
Bir gülücükle silinirsin
Hoş geldin hüzün
Sevilesi bedenlerin aşkısın
Gücüsün aşkın
Başı acılı
Bedensiz bir canavar gibi
Cana yakınlığı koyuverirsin orta yere
Ansızın
Güzel yüzlü hüzün