Ulusal Kurtuluş Savaşı kahramanlarından, bugün bu topraklarda, kendi devletimizde özgürce yaşıyorsak bunu borçlu olduğumuz bir avuç Kuvayi Milliyeci'nin en önde gelenlerinden ve her şeyimizi borçlu
Ah nasıl güzel bir kitap bu?Tarihin bir anına, üstelik dik duruşla taçlanmış bir anına roman yazılması beni yeterince heveslendirmişti ama bu kadar güzel olacağını öngörememiştim.
İspanya’da
Çok sevdim, ama keşkeli. Hikâye, Bell’in yakın zamanda kocası ve iki küçük oğluyla birlikte taşındığı Batı Berlin’deki evde mutfak zemininde oluşan su birikintisiyle başlıyor. Su taşkını,
Seethaler’in üslubunu tanımlamak istesem aklıma ilk gelen kelime sadelik olur. Sadelik, ama yoğun duygusal katmanları olan, melankoliyle sarmalanmış bir sadelik. Fazla söze gerek duymadan, süslü kelimeler kullanmadan çok şey anlatabilen bir yazar Seethaler. Bu ikinci kitabıyla anladım ki ne yazdıysa severek okuyacağım.
17 yaşındaki Franz’ı küçük bir göl kasabasından kaldırıp Viyana’ya getiriyor yazar. Bir bacağı kesik savaş gazisi Otto’nun tütüncü dükkanında çalıştırmaya başlıyor. Franz burada puro seçmenin inceliklerini, hangi müşteriye nasıl yaklaşmak gerektiğini, satacağı gazeteleri baştan sona okuması gerektiğini öğreniyor.
Aşık oluyor. Aşk acısıyla nasıl başa çıkacağını öğrenmeye çalışıyor. Dükkânın müşterileri arasındaki yaşlı Sigmund Freud, Franz’ın aşk acısından her sarsıldığında yanına koşacağı, kelimelerine sığınacağı kişi.
Ama eğer 1930’lar Avusturya’sında bir çocuksanız, başka şeyler de öğrenmek zorundasınız. Führer posterleri, gamalı haçlar, yahudi düşmanlığı etrafınızı sardığında nerede duracağınız gibi.
Kitabın sonunda, gamalı haçlı nazi bayrağını indirip yerine gestaponun öldürdüğü Otto’nun tek bacaklı pantolonunu asan Franz’a bakıp, büyüdü bizim çocuk diyorsunuz.
Tarihi arka planı olan kişisel hikâyeleri, büyüme romanlarını, duygusal ama aşırı dramatik olmayan hikâyeler okumayı seviyorsanız, bu kitap sizin kitabınız.
Ayrıca film uyarlaması da çok güzel. Nikolaus Leytner’in yönettiği Der Trafikant, İngilizce yaygın adıyla The Tobacconist. Kitabın ruhuna zeval getirmemiş.