Arada sadece bir kapı varsa sevgiliye kavuşmak için, o kapının önünde bekleyenin resmini sözlüklerde hasret kelimesinin karşısına iliştiriverseler, hasretin ne olduğunu anlatmak için kelimeye hacet kalmazdı.
Donuk ışığın aydınlattığı mekanda yine tabak şıngırtısından, çatal bıçak sesinden başka her şey suskundu. Çok az konuşuyorlardı. Sadece bazen, birinin cümlesi, havada uçan kağıt parçası gibi dalgalanıp bitkin halde yere süzülüyordu.