Kendimizi hep tek kişi olarak değerlendirme eğilimindeyiz. Halbuki fiziken ve zihnen tek olsak da içimizde iki parça var, sağlıklı ben ve sağlıksız ben. Bu iki ben, her insanın içinde mevcuttur. Ama eğer sağlıksız olan “ben”in sesi daha çok çıkıyorsa, seni o yönetiyorsa, diğer tarafın ezilir, aşağılanır ve ihtiyacı olan ruhsal besinleri karşılayamaz. Bunun sonucunda içinde bir boşluk hissedersin, sıkıntı, mutsuzluk, değersizlik ve sevgisizlik sarar her yanını. Hayatın doğal zorluklarında bile, içindeki sağlıksız sen, seni suçlar. “Sen aptalsın, sen yapamadın, sevilmiyorsun işte, değersizsin, önemsizsin” der. Ve sen sağlıksız seni, kendin zannedersin, onun söylediklerini doğru kabul etmeye başlarsın… Ve sonuç, senin adına hüsran olur.
İnsanlar güzelliğin sığ olduğunu söylerler bazen. Belki öyle olabilir. Fakat düşünce kadar sığ değildir en azından. Bence güzellik mucizelerin mucizesidir. Yalnızca yüzeysel insanlar dış görünüşe göre yargılamazlar. Yeryüzünün gerçek gizemi gözle görülebilenlerdir, görünmez olanlar değil.
Bir kimsenin birine aşık olması için uzunca bir zamanın geçmesi yahut bu kimsenin uzun uzadıya düşünüp bir seçim yapması gerekli değildir, her iki tarafta da daha ilk bakışta belli bir yakınlık ve uyumun hissedilmesi yahut günlük hayatta kanın kaynaması denilen ve genellikle yıldızların özel bir tesirinin yol açtığı şeyin vuku bulması kâfidir.