“kader inancı ve insanın belli bir kaderle dünyaya geldiğine inanması insanoğlu için tam bir tıkanma noktasıdır, o nokta insanları kilitlemekte, ileriye gitmelerini engellemektedir. Ölüm gerçekleştiğinde beden çürür, yok olur, dönüşür fakat ruh var olmaya devam eder, bu inancın temeli olmadığı halde atılan her adım bu yöndedir. Oysa öldüğünde, insanın öldüğüne, bedeni ile birlikte yok olduğuna çünkü onun o bedenin bir parçası olduğuna inanmak yerine ölümden sonra da insanın varlığını sürdürdüğüne inanmak saçma değil midir?”
“Eğer bu ruh bedenden ayrılıyor ise, o halde onlar birbirlerine benzememektedirler, birliktelikleri ve uyumları üzerine yapılan tüm açıklamalar ise hatalıdır. Peki o zaman bana ruhun varlığının da bir hayal olduğunu söyleyebilirsin ve ben de sana ruhun var olduğuna inanmadığımı söyleyeceğim, ben vücudumdan başka hiçbir şeyin varlığını içimde hissetmiyorum”
“İtaat etmek başlı başına bir acıdır ve onun zayıflığını kabul edip itaat edenler, en az onun kadar zayıf ve savunmasız olduklarını ispat etmektedirler.”
“Eğer bu bir din ise Tanrı bu dini inkâr edenleri yok edeceğini söylüyor. Ve aslında var olmayan Tanrı varlığını bu şekilde korkutmalarla ancak ahmaklara kabul ettirmiş olmuyor mu?