“yaz geçiyor sen gelmiyorsun. belki bir gün geleceksin ama o kadar geç gelmiş olacaksın ki seni gördüm mü görmedim mi, doğru dürüst anlayamadan kalkıp geri gideceksin. benim için tahammül edilmez bir devir daha başlayacak. üstelik o devir kim bilir ne kadar uzun sürecek. hayatımızın hiç düşünmeden feda edebileceğimiz seneleri o kadar çok mu?”
“bugün için sana da bana da bu kadar imkânsız görülen bir saadet günün birinde gerçek olabilirse, bütün ömrüm içindeki kayıplarımdan hiçbirine üzülmeyeceğim. yalnız o sevinç bana kâfi derecede yaşamış olmak için yetecek."
“Kendi olarak, sana gelen-
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen-
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen-
kendi olmasını, senin ile olmaya bağlayan-
O, işte…”