Çopur Musa

Çopur Musa
@CopurMusa
Solitude is my fate...

Çopur Musa

, bir kitap okudu
Puan vermedi·355 syf.·
2025 5. kitabı
Tayfun Er
8.6/10 · 49 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yalnız ölüm yalan söylemez! Ölümün varlığı bütün vehim ve hayalleri yok eder. Bizler ölümün çocuklarıyız, hayatın aldatmacalarından bizi o kurtarır. Hayatın derinlerinden seslenir, yanına çağırır bizi. Ve biz, henüz insanların dilini bile anlamadığımız yaşlarda, ara sıra oyunlarımızı yarıda kesiyorsak, bunun nedeni, ölümün seslenişini duymuş olmamızdır... Ömrümüz boyunca ölüm bize el eder, çağırır bizi. Her birimiz ansızın, sebepsiz düşüncelere dalmıyor muyuz, bu hayaller bizi öylesine sarıyor ki zamanı, mekânı fark etmez olmuyor muyuz? İnsan bilmez bile ne düşündüğünü; ama sonra kendini ve dış dünyayı hatırlamak, düşünmek için toparlanmak zorundadır. Bu da bir sesidir ölümün.
Toplum nedir ki? İnsanların çoğulu mu? Bu toplum denilen şey somut olarak nerededir? Yine de her nasılsa, şiddetli, sert, korkutucu bir kavram olduğunu düşünerek yaşamıştım hep. Horiki öyle söyleyince, bir an "Toplum dediğin, sen olmayasın?" diyecek olduysam da onu kızdırmaktan çekinerek kendimi tuttum. Toplum ne der! Toplum değil, sensin bundan utanan. Böyle şeyler yaparsan, sert olur tepkisi. Toplum değil, sensin bunları yapan. Çok geçmez, toplum siler seni. Toplum değil, sensin beni silecek olan...
Heyecanlar, evrimlerinin ilk dönemini yaşayan fikirlerden başka bir şey değildir; yüreğin gençliğinden gelme armağanlardır onlar; bütün hayatı boyunca onların etkisinde kalacağını sananlarsa budalalardır. Durgun ırmakların çoğu gürül gürül bir çağlayan olarak başlar ama hiçbiri coşup köpürerek denize ulaşamaz. Ama bu durgunluk, çoğu kere, gizli bir gücün belirtisidir; duygularla düşüncelerin coşkunluğu ve derinliği çılgınlıklara izin vermez; ruh, ister acı çekerken, ister sevinç duyarken olsun, kendisiyle kesin bir hesaplaşmaya gider ve her şeyin böyle çözümlenmesi gerektiğine inanır; bilir ki, fırtınalar olmasaydı, güneşin sürekli sıcaklığı gücünü kuruturdu; böylece hayatın temellerine iner ve kendi kendini bir çocuk gibi okşar ya da azarlar. Kendini tanımanın yüceliğine erişmiş bir kişi tanrısal adaleti değerlendirebilir yalnız.