Bazı kitaplar vardır neden daha önce okumadım dedirtir. İşte Toprak Ana... Yani okurken bu kadar kalbimin sızladığı, heyecanla şimdi ne olacak diye beklediğim, kötü anlarda umudumu yitirmediğim bir kitap olmamıştı. Bu incelemeyi de bu kadar geciktirmemin sebebi de kitabın beni gerçek anlamda çok etkilemesi idi. Bu yıla daha yeni başlamışken hemen sayaç tutmaya başladım. Ağlama sayacı.. Yılın ilk ağladığım kitabı oldu. Yani şu an bile ne yazsam o kadar bilemiyorum ki uzun uzun iç geçiresim geliyor işte kitap tam da böyle hissettiriyor.
Şimdi kitaba gelecek olursak; bir köy hayatında Tolganay karakterimizin ve ailesinin başına gelenler anlatılıyor. Eşi ile birlikte tarla ekip sürerek geçimlerini böyle sağlıyorlar. Aslında tüm köy böyle sağlıyor. Tabi hayvancılıkla falan da ilgileniyorlar. Lakin ana geçim toprak- toprak ana... Daha sonraları bu çiftin çocukları oluyor. Çocuklar da büyüyor derken savaş patlak veriyor. Bu savaşın getirdiği kayıplar, ölümler, zorluklar...
Buna rağmen sevginin aşkın bitmemesi...Ya arkadaşlar yıkıldım ya okurken.. Sadece kitapta merak ettiğim ve gıcık olduğum tek bir olay var ki zaten yazarımız onu da açıklamıyor. Ben de tabi hala merak ediyorum maalesef ki... İncelemeye geri döneceksek en iyisi mi kitabı okuyun hiç burada vakit kaybetmeyin. Kısacık bir hikayede beni böyle büyülediği için Cengiz Aytmatov' a en derin saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. Sevgiyle Kalın..
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,9bin okunma
Yıllardır kitaplığımda okunmak için bekliyordu ve geçen ayın en favori kitaplarından biri oldu benim için. Mihail Bulgakov, en sevdiğim yazarlardan biridir. Bu kitabını da bu kadar geç okumamın sebebi aldığım duyumlar idi. Herkes zor ve karışık bir kitap olduğundan bahsediyordu. Lakin arkadaşlarım; kitap karakter çokluğu, Rus roman olmasının getirdiği hitaplar ve zaman atlamaları haricinde okunması gayet kolay bir kitap... Hatta okurken o kadar eğlendim ki anlatamam. Mihail Bulgakov' un döneminde böyle bir kitap yazması gerçekten çok zekice ve belki de bu yüzden hükümet ile ilgili bazı sıkıntılar yaşıyordu. Kendi döneminde edebiyat camiasına da pek alınmıyormuş yani zar zor tiyatro kısmında boy gösterebilmiş. Stalin'e Mektuplar' ı okuyanlar bilir Bulgakov eşi ile yurt dışına çıkmak için defalarca mektup yazmasına rağmen her seferinde reddediliyor. Ah Bulgakov'um benim...
Usta ve Margarita' yı yazarken yayımlamak için yazmıyormuş hatta kendine not bırakmış ölmeden kitabı bitir diye :( En iyi eserlerinden biriyle tanınamamak gerçekten çok kalp kırıcı... Kitabı yazarken bir yandan sağlığı kötüye giderken, uykusuzluk çekiyormuş. Bu sebeplerden kaynaklı kendini yalnız hissettiğini bir arkadaşına mektupta şöyle dile getirmiş:
“Yalnızlık korkusu; şimdiye kadar hiç böyle berbat bir şey yaşamamıştım ya da bir başıma kalma korkusu desem daha doğru. Bu o kadar midemi bulandırıyor ki bir bacağımı kesmelerini tercih ederim.”
Kitaba gelecek olursak hem siyasi hem de dini eleştiriler hat safhada... Yani hiciv biri olsa Bulgakov mu olurdu acaba? Kitapta en sevdiğim şey böyle sıkıcı konuları eleştirel ve absürt komedi ile aktarılmasıdır. Şeytan'ın Moskova sokaklarında gezmesi, domuz büyüklüğünde iki ayağının üzerinde yürüyebilen-konuşabilen kedi ( Behemot), şairlerin delirip donla parti basması, Margarita'nın gel
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma