Geldiğiniz yerdeki insanlar köstebek gibi toprağın içindeki kovuklara sokuluyorlardı. Bunlar insanca yaşamanın nasıl olduğunu ne görmüşler, ne duymuşlar, ne de kitaplarda okumuşlar. Sizler de köstebek gibi oradan geldiniz. Köstebeklerin yanına tekrar köstebekler gibi gidip o deliklere tıkılacak olursanız, ayıptır. Siz oraya yeni hayatın müjdecileri olarak geri dönün. O tenha köşelerdeki insanların ruhlarını uyandırın.
Bu dünya onu kısa zamanda her şeye karşı kayıtsız hale getirecektir. Elinden en asil duygularını alacak ve enerjisinin kaynaklarını kurutacaktır. "Her zaman bakan, her zaman dinleyen ama asla düşünmeyen" o insanlardan biri haline gelecektir. Hiçbir şeye ilgi duymadan dinlemeye, yaşamının korkunç bir boşluk olduğunu saklamaya, bir insanı yorgun, aptal ve monoton bir hale getiren o zorba gereksinimlere boyun eğmeye başladığında artık zirveye ulaşmış demektir. Farklı bir fikir ortaya çıkaran her türlü tartışma onun için kötüdür ve her tür sohbet banal bir hale dönüşür.
Güzel fikirler ve yeni buluşlar bütün insanlara hizmet ederler. Yalnız onlar nadide tohumlar gibi iyi gübrelenmiş, rutubetli ve güneşi bol ortamlarda büyürler; ancak oralarda renkli çiçekleri ve tatlı meyvelerini verirler.
Delik ayakkabılarına bakarken düşünüyordu. Düşünürken, sefaletin haksız utanmaları ile ıstıraplı kızarmaların ne demek olduğunu anladı. Zayıfları alçaltan, sabırlıları yücelten büyük bir imtihandı bu. Kazananları kahraman, kaybedenleri ise rezil edecek bir imtihandı bu hal!...