Ah, kaç bin kere, kuyrukluyıldız kadar bir yıldırım olup da bu çocuk oyuncağını, bu alçak toprağı, bu zulüm dünyasını, bu insana mezar olmaktan başka bir şeye yaramayan felaket âlemini bir vuruşta yüz bin parça etmek hülyaları ile çıldıracak derecelere geldim... Kaç bin kere...
Sonra bir kadın dedi ki, bize sevinçten ve kederden söz et. O da yanıtladı: Sevinciniz maskesinden sıyrılmış kaderinizdir. Şimdi kahkahalarınızın yükseldiği o kuyu, çokça zaman gözyaşlarınızla dolmuştu.
Orman ve kaya seninle birlikte asil bir sessizlik içine girmiş. Sen yine o sevdiğin geniş dallı ağaca benze: Sessiz ve dinlercesine sarkar denizin üstünde.