Merhaba.
İlk inceleme yazım olacak, bu yüzden yapabileceğim yazım-imla ve oluşturabileceğim kurgu hatalarını değerlendirirken bu durumun göz önünde bulundurulmasını rica edeceğim.
Henüz ilk inceleme yazısında Dostoyevski ile başlama cüretini gösterme sebebim ona, kalemine ve hissettirdiklerine uzun yıllardır duyduğum hayranlık.
Ölüler Evinden Anılar kitabında kahramanımız Alexander Petroviç'in Sibirya sürgününde yaşadıkları kaleme alınmıştır. Bizzat kendisinden bu isimle bahseder Dostoyevski, sürgünde yaşadıklarını anlatırken.
Birinci bölümde hapishaneye dair tasvirler Sibirya soğunu derin bir şekilde içine alacak şekilde anlatılır, klasikleşmiş Dostoyevski tasvirlerine doyurucu bir bölümdür.
Sürgünde geçirilen zamanın boşluk hissiyatını en derin şekilde anlama noktasında insanı evirdiği noktaların detaylı tasviri henüz kitabın başlarında anlaşılır. Öyle ki; -bir insanı ezip mahvetmek, ona en korkunç katilin bile duyunca titreyeceği kadar ağır bir ceza vermek isteyenlerin, insana yaptığı işin tamamen anlamsız, faydasız olduğu duygusunu vermesi yetirlidir sözleri ile Dostoyevski, mahkumların sürgünde yaşamı anlamlandırma çabası içinde bir görev bulma eğiliminden yalnızca başlangıçta değil eserin birçok noktasında söz eder. Bir işi zorla yaptırınca kişiye zulüm gelebilirken, verilen işin görev biçiminde süslenmesi, kişinin süslemeyi zenginleştirme çabasına girmesini ve itaatini kolaylaştırır.
Eser boyunca sürgünde bile soylular ve diğer mahkumlar arasında yaşanılan ayrımdan, kendisinin de soylu mahkumlar arasında yeri geldiğince ayrımcılık yaşadığından, diğer mahkumlar ile soylular arasında yaşanılan gerilim ve anlaşmazlıkların boyutundan, yaşadıklarını da ekleyerek birçok noktada bahseder.
Klasik biçimde hemen her eserinde bir şekilde yer verdiği insanları