Kendileri yaşlandığı için, zamanın da yaşlandığını zannediyorlardı çünkü. Evreni bile kendilerine berkitip mikro kozmos ilan etmişlerdi insanı. Her şeyi kendileri üzerinden değerlendirirdi insanlar. Oysa kum tanelerinden ibaretlerdi.
Rahim vardı ya da yoktu fark etmez. Bütün şirketlerin yazılı olmayan kuralları gereği, bir toplantı veya hal beyanı esnasında ortamda kadın yoksa er kişiler çok kolayca ağzını bozabilirdi. Kadınlardan utandıklarından değildi sebep. İlk intiba önemli, kalan intiba ise önemsiz olduğundan, işe yeni başlayan adamların yanında da küfür etmemeye gayret gösterirlerdi normalde. Ancak zamanla, ufak samimiyet anlarında “er kişi” olduğu belli olsun diye ağızdan çıkan sözcüklerle muhatap yoklanır, rahatsızlığını belli etmiyorsa kaba dil zamanla ezici bir iletişim biçimine dönüşürdü.
Kütüphane öyle bir şeydi işte. Eğer dikkat edilmezse insanı kolayca bir merkebe çevirebilir. Yok, gereken ihtimam gösterilirse bu sefer de insanı Sırat'tan geçirecek bir Burak'a dönüşebilirdi; kim bilir!