Bu şuûn, alem,
Bi sebat ü bi kadem
Nerde Havva, Adem?
Varsa aklın ey dedem.
Dem bu demdir, dem bu dem!
Dem bu demdir, dem bu dem!
Yad-ı mazi bahşeder
Hayfü alam ü keder
Olma meşgûl-i kader
Kimse kalmaz hep gider.
Dem bu demdir, dem bu dem!
Dem bu demdir, dem bu dem!
Sen gibi bir saile
Hayf değil mi gaile?
Olma meşgul hal ile
Derd-i istikbal ile
Dem bu demdir, dem bu dem!
Dem bu demdir, dem bu dem!
Bu hayatta yok vefa,
Her günü derd ü cefa,
Ey müştak-ı safa,
Ömrünü etme heba,
Dem bu demdir, dem bu dem!
Dem bu demdir, dem bu dem!
Kim bilir Edhem imiş?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Elbette ki hiç bir tarihçi devrinin peşin hükümlerinden büsbütün kurtulamaz. İnsan ilimlerini ideolojik cüruflarından sıyırmak hiç bir kula nasip olmamıştır henüz..
Bugün devrimci tedhişle uğraşırken, bu tedhişin uzun bir zamanı kucaklayan tarihini ve mazideki birçok örneklerini gözden kaçırıyoruz. Mesela eski Mısır'ın papirüslerinde bile tedhişin izlerine rastlamak mümkün. Eski Yunan'ın site devletlerindeki parti kavgaları tedhişten başka ne! Mısır vakanüvisleri “Kan... Her tarafta kan” diye feryat ediyor.
Sonra yazar, tarihin şahadetine başvuruyor uzun uzun. Tüsidit'ü konuşturuyor.
Evet... Güneş altında yeni bir şey yok.(e-pup)
“Çok acı, daha doğrusu çok ayıp... Bombalar patlar ve günahsız insanlar göz göre göre öldürülür veya sakatlanırken gazetelerdeki iri başlıklar ve haber bültenlerine öylesine alıştık ki, kılımız bile kıpırdamıyor artık. Birbirini kovalayan her saldırıdan sonra içimizden yükselen öfke çabucak kaybediyor etkisini.”(e-pup)