Eğer düşüncede öldürdüklerimiz hakikaten yok olsalardı,yeryüzünde kimse kalmazdı.İçimizde çekingen bir cellat,hayata geçmemiş bir katil taşırız.İnsan öldürme eğilimlerini kendilerine itiraf etme cüreti olmayanlar da cinayetlerini rüyalarında işlerler,kabuslarını cesetlerle doldururlar.(…)Her birimiz ardımızda bir dost ve düşmanlar mezarlığı sürükleriz;bu mezarlığın yüreğin uçurumlarına atılmış veya arzuların yüzeyine yansıtılmış olması da pek mühim değildir.
Ah, bu insan yüzleri! Her şeyimizi bağladığımız, durmadan yanıldığımız, istediğimiz kadar bol hasletler, adilikler, iyilikler, kötülükler, delilikler, akıllılıklar, sevdalar yüklediğimiz insan yüzleri!
Yanılsak da zararı yok! Bu yüze olmazsa ötekisine yükleriz saydıklarımızı.
Başkalarının felaketi yanında üzerinde bana mutluluğumu sunacakları altın tepsiyi hiç çekinmeden yere fırlatırdım.İşte benim yaşam görüşüm,açıkçası,budur.Günün birinde bu konudaki düşüncem değişecek olursa,o zaman ben iğrenç bir adam olurum.O zaman bana alçak desinler,assınlar beni!