(Az miktarda spoiler içermektedir.)
Sizce insan aradan ne kadar süre geçerse geçsin hislerini ve duygularını muhafaza edebilir mi aralarına mesafe girmiş bir yüze, bir insana, bir olaya, bir eşyaya?
Bir erkek düşünün. Hayatı boyunca uğradığı türlü aşağılanmalarının ve hor görülmelerinin getirdiği intikam enerjisini tek bir aktiviteye bağlamış; çalışmak. Gençliğinde uğradığı tüm küçümsenmelerini ve umursanmamalarını, çalışıp ulaştığı makamı ve maddi gücüyle bastırabilmek için gece gündüz çalışmak hem de. Tüm bu çalışmalarının karşılığını da alıyor tabi. Kaç kişiye, patronunun evinde yaşama ve onun sağ kolu olma "fırsatı" verilir ki?
Peki ya patronunun eşine karşı, kendi kendine bile itiraf edemediği bir aşk beslerse? Üstüne üstlük bu aşkın farkına, patronu onu çok önemli bir görev için iki yıllığına upuzak yerlere gönderirken varırsa ve bu iki yıllık görev savaşlardan dolayı 5 yıla çıkarsa? İşi daha da klişeleştirelim. Ya tam da bu sırada kadının da kendisine karşı yoğun duygular beslediğini öğrenirse?
Bunları yazarken aklıma şu soru geliyor; acaba birbirlerinden çok uzak oldukları bu yerlerde, birbirlerini görmeden, birbirleriyle konuşmadan aşklarının 'hala' var olduğuna kendilerini ikna edebilirler mi? Diğer bir deyişle belirli bir zamandaki duyguların, iletişimin hiç olmadığı zamanlarda bile solmaması için dondurulabilmesi ve zamanı geldiğinde çözülebilmesi mümkün müdür?
Bu sorunun bir cevabı var mıdır ya da varsa nedir, ben bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var ki, bundan bir süre önce Herman Amato konuya güzel bir nokta koymuş bence;
En uzak mesafe ne Afrika'dır,
Ne Çin,
Ne Hindistan,
Ne Seyyareler,
Ne yıldızlar geceleri ışıldayan.
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir,
Birbirini anlamayan.
Eğer heyecanı, hayal kırıklığını, tutkuyu, teslimiyeti ve