Yusuf Can Doğan

Yusuf Can Doğan
@Dgnyusuf46
Şair
Fırat üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Anadolu üniversitesi havacılık yönetimi(A.O.F), Atatürk üniversi tesitıbbi sekreterlik (A.O.F)
Kahramanmaraş
Kahramanmaraş
17 okur puanı
Ekim 2023 tarihinde katıldı
8/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 15:23
bana göre daha çok insanın iç dünyasına ve hayatındaki kırılma noktalarına odaklanan bir eser gibi duruyor. Okurken karakterlerin yaşadığı duygusal çatışmaların ve yaptıkları seçimlerin sonuçlarının anlatılmaya çalışıldığını hissediyorsun. Yazarın dili çok gösterişli olmaktan ziyade daha sade ama duyguyu vermeye çalışan bir tarzda. Hikâyede insanın bazen kendi hatalarıyla yüzleşmesi, bazen de hayatın onu sürüklediği yollarla mücadele etmesi gibi temalar öne çıkıyor. Bu yüzden kitap sadece bir olay örgüsünden ibaret değil, aynı zamanda insanın psikolojisini ve hayattaki dönüm noktalarını düşündüren bir anlatı sunuyor. Bana göre bu tarz eserler okura sadece bir hikâye anlatmakla kalmaz, aynı zamanda insanın kendi hayatı üzerine de düşünmesine neden olur. Etkileyici ve sürükleyici tavsiye edebilirim
1000Kitap
Yeşil KapıSongül Baş · Az Kitap · 2021156 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·107 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 14:30
Kitap tanrısal bakış açısıyla yazılmış özgün ama karmaşık olduğu için insanın bir noktadan sonra kafasını karıştırıyor Marquez bilerek bozuyor kronolojiyi; yoksa kasabanın suç ortaklığı bu kadar net görünmezdi. Film şeridi gibi anlatayım Kasabada bir düğün oluyor. Angela Vicario evleniyor. Ama düğün gecesi damat fark ediyor ki Angela bakire değil. Namus alarmı. Alarm ötünce mantık uykuya geçiyor. Damat Angela’yı ailesine geri getiriyor. Annesi angela'yı dövüyor kardeşleri acıyor ikizler Angela’yı sıkıştırıyor: “Kim yaptı?”diye (bana kalırsa Angela Santiago Nasara suç atıyor kaşşar) Angela’nın doğruyu söyleyip söylemediği şüpheli. Ama kasaba için bu detay lüks. Angela’nın ikiz kardeşleri var: Pedro ve Pablo Vicario. “Namus temizlenecek”kafasına bürünüyorlar İkizler Santiago’yu öldürmeye karar veriyor ama gizli saklı değil. Herkese söylüyorlar. Kasabada duymayan kalmıyor. Bence roman burada başlıyor: Kasabadaki herkes, nasarın öldürüleceğini biliyor. Ama kimse “dur” demiyor. Kimi “nasıl olsa biri engeller” diyor. Kimi “sarhoş bunlar, yapmazlar” diyor. Kimi “ben karışmayayım” diyor. Kimi de “namus meselesi” deyip susuyor. (Ben olsaydım isminden dolayı susardım nasır der gibi o nasıl isim öyle)şaka bı yana Santiago ise hiçbir şeyden habersiz. Sabah evden çıkıyor, dolaşıyor, insanlarla konuşuyor. Defalarca uyarılma ihtimali oluyor ama ya mesaj ona ulaşmıyor ya da geç kalınıyor. Trajik komedi gibi ama güldürmüyor ya adamın evinin altından not atıyorlar adam görmüyor,aşçısı kinlenmiş söylemiyor olay anında annesi oğlu odada zannedip oğlunu korumak için kapıyı kitliyor oğlan dışarıda (Bu nasıl bir sorumsuzluk) Sonunda ikizler Santiago’yu kasabanın ortasında, herkesin gözü önünde öldürüyor. İkizler hafif cezalar alıyor. Angela yıllar sonra “ben onu sevdim” diyerek nasara
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma
Bu kitabı okumaya kimse hazır değil
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Benim en sevdiğim olay örgüsü kitaplarından biridir Beyaz Lale... insanın boğazında düğümlenen bir çığlık yada yumruk gibi bir kitap okurken rahatsız oluyorsun; ama bitirdiğinde yazarın yeteneğini inkâr edemeyeceksin. Çünkü bu metin yazılmak için değil, dayanılmak için yazılmış. Ömer Seyfettin burada edebiyat yapmıyor; edebiyatı bir bıçak gibi kullanıyor. Bu hikâye, süslü cümlelerle merhamet dilenen bir metin değil. okuru korumuyor okuru kollamıyor okuru rahat ettirmiyor. İnsanın içindeki “olmaz” dediği yere kadar gidiyor gitmekle de kalıp orada durmuyor. Bir milletin uğradığı zulmü, bir kadının bedeni üzerinden anlatmak gibi korkunç ama sarsıcı bir yolu bilinçli olarak seçiyor. Çünkü tarih her zaman rakamla anlatılamaz; tarih bazen kimi insanın düşüşüyle kimi insanın gaddarlığıyla anlatılır ki daha iyi anlaşılsın... Lisede okuduğum bir kitaptı yaşamış gibi hala herşeyi kanlı canlı hatırlıyorum... Tekrar okumayı sabırsızlıkla bekliyorum Ömer Seyfettin Beyaz Lale
Duygu ve Düşünce
Beyaz LaleÖmer Seyfettin · İz Yayıncılık · 20191,566 okunma
10/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Stefan Zweig’in Satranç’ı, satrançtan çok insan zihninin yalnızlıkla imtihanını anlatır. Czentovic duygusuz, ezbere dayalı bir zekâyı temsil eder; Dr. B. ise düşünerek hayatta kalmaya çalışan ama bu düşüncenin altında ezilen insanı. Dr. B.’yi kurtaran satranç, aynı zamanda onu deliliğin eşiğine getirir. Zweig, şunu fısıldar: İnsan aklı hem sığınak hem de tuzaktır.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,6bin okunma
Keşke yılanı değil köylüleri öldürseler
10/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2025 21:45
Hasan’ı okurken insanın içi sıkışıyor. Çünkü çocuk bu. Daha neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayacak yaşta değil. Kimse git öldür demiyor, ama herkes onu o noktaya doğru itiyor. İşin en korkunç tarafı bu kimse kendini katil saymıyor. Okurken öfke duyuyorsun, yüksek sesle bağırmak istiyorsun. Esme hakkında konuşacak olursak kadın olması, yalnız kalması, hakkında konuşulması yetiyor. Suçu tam bilmiyoruz, hatta belki hiç yok. Ama bu önemli değil. Çünkü köy için suçtan daha önemli bir şey var: düzen bozulmasın. Birinin feda edilmesi gerekiyorsa, o kadın olur. Roman boyunca şunu fark ediyorsun: Töre diye bir şey var ama aslında kimse onu tam tarif edemiyor. Nerede yazıyor, kim koymuş belli değil. Ama herkes ona uyuyor. Töre burada bir kural değil, bir alışkanlık. Yaşar Kemal bence bu romanda bağırmıyor, Sessizce gösteriyor. Sanki toprak da bu işten razı değil ama konuşamıyor...
1000Kitap
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,2bin okunma