Hasan’ı okurken insanın içi sıkışıyor. Çünkü çocuk bu. Daha neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayacak yaşta değil. Kimse git öldür demiyor, ama herkes onu o noktaya doğru itiyor. İşin en korkunç tarafı bu kimse kendini katil saymıyor.
Okurken öfke duyuyorsun, yüksek sesle bağırmak istiyorsun.
Esme hakkında konuşacak olursak kadın olması, yalnız kalması, hakkında konuşulması yetiyor. Suçu tam bilmiyoruz, hatta belki hiç yok. Ama bu önemli değil. Çünkü köy için suçtan daha önemli bir şey var: düzen bozulmasın. Birinin feda edilmesi gerekiyorsa, o kadın olur.
Roman boyunca şunu fark ediyorsun:
Töre diye bir şey var ama aslında kimse onu tam tarif edemiyor. Nerede yazıyor, kim koymuş belli değil. Ama herkes ona uyuyor. Töre burada bir kural değil, bir alışkanlık.
Yaşar Kemal bence bu romanda bağırmıyor, Sessizce gösteriyor. Sanki toprak da bu işten razı değil ama konuşamıyor...