Kitabın içerisinde altı tane öykü bulunmakta. İlk olarak kitaba da ismini veren “Beyaz Lale” ile tanışıyoruz. Bir kitaba başlamadan önce, evvelâ o kitabın bu mecradaki incelemelerine göz atmayı uygun buluyorum. Yine aynı şekilde ödev olarak verilen bu eserin de inceleme vs. göz attım. Esasında kitaptan sorumlu olmasaydım, kesinlikle okuma listeme girmezdi, beyaz lale öyküsü. Barbar, iğrenç komitalarca kadınların, kızların kirletildiği bu eserde, tecavüze uğrayan kız kurtulmak isteyerek balkondan kendini atar, namus yoksunu, insaniyetten pay almamış Radko, öldüğünü görür. Ceset soğumadan tekrar odaya götürüp vahşice ondan faydalanır. Tabi bu kadar değil, ben en nihayeti yazdım. Kadınları soydurup, usturayla bedenlerini, henüz çocuk emziren süt dolu göğüsleri kesip fırınlarda yakılması da öykünün gerçeklerinden. Diğer öyküler okunabilir nitelikte. Ancak Beyaz Laleyi atlamanızı öneririm.
Birde kanayan yaramız gerçekler var. Biliyorsunuzki çok yakınımızda Filistin’de vahşet içeren katliam aylardır, hatta en evvelden süregelmekte. Bu incelemeyi yazarken Şifa hastanesinde kadınları, kız çocuklarını tecavüz ederek öldürüldüğü haberini duydum. Yürek dayanmayan bu olay senaryo değil, kurgu değil. Biz okuyoruz, izliyoruz ancak onlar yaşıyor. Allah’ın bu zulmü yaşatanlara bin beterini yaşatıp, mazlumların yanında olmasını arzular ve Filistinli bir şairin dizeleriye noktalıyorum:
Yataklarımızda ölmek de iyidir
temiz bir yastıkta
ve arkadaşlarımızın arasında.
Bir kez olsun
ellerimiz göğsümüze kapanmış,
boş ve solgun,
çiziksiz, zincirsiz, bantsız
ve belgesiz ölmek iyidir.
Temiz bir ölümle ölmek iyidir,
gömleğimizde deliksiz
ve kaburgalarımızda delilsiz.
Yanağımızın altında kaldırım taşı değil, beyaz bir yastıkla,
ellerimiz sevdiklerimizin elleri arasında,
çaresiz doktorlar ve