Ahmet Ümit' in kalemine bir kez daha hayran kaldım. Ahmet Ümit diğer kitaplarında da okuru şaşırtmayı ustalıkla başarıyor. Bu eserinde de bu duyguyu fazlasıyla hissettirdi bana. Ama bu kitabın diğer kitaplardan ayıran iki özelliği var benim açımdan.
İlk olarak yakın bir tarihte geçtiği için ülke sorunlarını ele alması ve diğer bir konu olarak da çocuklarımızın savunmasızlığı. İnsan oğlunun çaresizliği, umudunu, inanışını o kadar güzel hissettirmiş ki. Mutlaka denk geldiğiniz bir haberdeki mültecilerin, ya da sokakta denk geldiklerinizin hayatlarından bir kesit paylaşıyor sizinle. Anlıyorsunuz acılarını, çırpınışlarını ve bir nebze de olsa hissediyorsunuz.
Ele alınan ikinci bir konu ise çocuklarımız. Bu konuda o kadar çaresiz bir durumdayız ki. Ne geçmiş kurtulabiliyor ne şimdi zaten bu iki durum kurtarılamazsa da geleceğimiz de aynı kaderi paylaşmaya mahkûm. Kitapta " Kötüler gider, kötülük kalır " cümlesi geçiyor. Aslında incelendiğinde o kadar derin anlamlar çıkıyor ki bu cümlede. Çocukluk travmasını ömür boyu taşıyabiliyor bu insanlar. Hiçbir suçları yok tek bir zayıflıkları var savcunmasız olmak, kendilerini koruyamamak.Çocuklarımızı bizkorumalıyız öyleyse, biz kalkan olmalıyız onlara. "Durun!Dokunmayın onlara onlar bizim geleceğimiz, umudumuz" demeliyiz ki yalnız olmadıklarını bilsinler.
Onları emanet ettiklerimizi kontrol ederek başlamalıyız savunma kalkanımızı oluşturmaya. Hastalıklı ruhlar çocuklarımızı zehirlememeli. Korumalıyız onları. Kitap gerçeği görmek isteyenler, gerçeği sorgulamak isteyenler için harika bir eser. Ahmet Ümit'in kalemine sağlık.