Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler neye yarardı?
Ekin tarlalarında gelinciklere selam,
Kâinat büyük bir ev, dünya ışıklı odam,
Her an başka bir renkte görünen büyülü dam, Yaşayan kızıllıklar pencerede, her akşam.
Hülyalarımla dolu bir testidir masallar, Döküldükçe, altın bir su gibi akar yollar,
Ve ıslak bir mendile gözlerimi bağlarlar, Duyuyor musun? Dağlar beni çağırıyorlar