''Yalnız sağlıklı insan aklı ile yaşansaydı, değmezdi yaşamaya can sıkıcı olurdu. Tam aksine güzel olan dünyanın gökyüzü altında bir deliler topluluğunu andırması.''
İki inek çayırda otlamaktadır. Biri diğerine döner ve "Pi genellikle beş sayıyla yazılıyor ama aslında sonsuza kadar devam ediyor," der.
Diğer inek kafasını çevirir ve yanıtlar: "Mö."
Uçakta sarışın bir kadınla bir avukat yan yana düşer. Avukat vakit geçirmek için kimin genel kültürü daha iyi oyunu oynamayı teklif eder. Kadın aldırmaz. Bunun üzerine, "Her bilemediğiniz soru için siz bana beş dolar verin, ben her bilemediğim sorunuz için size elli dolar vereyim," der. Kadın kabul eder.
"Peki," der avukat, "Dünyanın güneşe uzaklığı ne kadardır?"
Kadın yanıt vermez, çantasından çıkardığı beş doları uzatır. Sıra ondadır:
"Dağa üç ayakla tırmanıp dört ayakla inen nedir?" Avukat düşünür, düşünür ama bulamaz. Elli dolar çıkarıp kadına uzatır. Sarışın, tek söz etmeden parayı çantasına koyar.
Avukat, "Dur bir dakika," der. "Yanıt neydi?"
Kadın avukata beş dolar uzatır.”
Kitaptaki en çok beğendiğim fıkra buydu