Merhaba sevgili okurlar. 🖖
Artık 1000Kitap'ta emojilerinizi özgürce kullanabilirsiniz. Az önceki yaklaşık 20 dakikalık erişim kesintisinin sebebi de buydu. 😋
İyi okumalar dileriz. 🤓
Bir polisiye gerilimden beklenilen her şey; merak, vahşet, heyecan, aksiyon, zekice bir kurgu ve detaylar. Detaylar belki de Grange' ı Grange yapan en önemli unsurların başında geliyor. Yazarın, insan anatomisi ve cesetler konusundaki hakimiyeti Leyleklerin Uçuşu’ndaki gibi olağanüstü, hatta bir adım ileri götürerek tavan yapıyor Kızıl Nehirlerle. İlk yüz sayfadaki ayrıntılar ne kadar sıkıcı olsa da, bunun hikayenin temelini oluşturduğunu unutmamak lazım. Yani olayın bütününü anlamak-belki de-kitabı yarılamaktan geçiyor. Sanırım diğer eserleri için de geçerli bu. Kızıl Nehirler, okuduğum 2’nci Grange kitabı oldu ve yine tek kelimeyle ‘muazzam’ diyeceğim.
Pierre Niemans. Mesleğinde kendi sınırlarını aşmış, herkese adını duyurmuş yetenekli bir polistir. Çok agresif ve tecrübeli bir polis olan Neimans, bazı olaylarda sert olduğu için Guerneon kasabasına, ortağı Karim ile bu cinayetleri aydınlatması için görevlendirilir. Karim Abdouf, Arap ve görünüşü ilginç olan bir polistir. Küçükken yaşadığı ortamlardan dolayı sokakları avucunun içi gibi bilir ve bu birçok olayda işine yaramıştır. Ayrı ayrı başlayan iki soruşturma Karim’in Guernon’a gelmesiyle tek bir soruşturmaya döner.
Guernon kasabası içine kapanık sessiz bir kent; Kasabanın üniversitesi ise ilginç bir özelliğe sahip: Kasabada herkes birbiriyle evlenmekle birlikte, Üniversitede çalışanlar yine aralarında evlenmektedirler. Yalnız diğer bir özellik ise üniversite öğrencileri de hep seçilmiş ve her türlü organizasyonda birinciliğe oynamaktadırlar. Sayılarının az olması da sanki öğrencilerin bilim adına yetiştirildiğini göstermektedir. Üniversite kütüphanecisi Remy Caillois yapmış olduğu tezinde, Üstün zekalı kentli, güçlü dağcı birleşmesinden doğan, ‘Üstün İnsan Profili’ düşüncesi, beden ve aklın üstün olduğu bir ırk
Kızıl NehirlerJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 202417,6bin okunma
Spoiler değil, eleştiridir!
Amaç yoksa niye ilmi bir kitap yazıyoruz ki?! Bence şiir kitabı yazarsak çok daha iyi! Moda mı olmuş yoksa tasavvuftan yazmak veya herhangi konuların tasavvufta karşılığını bulmak çok rağbet mi kazandırıyor acaba?! Belki de tasavvuf bilmek batılı ilim adamlarına yukardan bakma olanağı sağlıyordur, bilmiyorum?! Ya onların yerinde sen olsaydın, senin yerinde onlar olsaydı?! Kıl gibi titre, şükret!..
Büyük bir sabırla ancak bitirdim. Hevesle, merakla almıştım ve çok iyi de başladı. Sonra gittikçe inanılmaz derecede "kibir kokusu" yaymaya başladı...
Temel sağlam atılmadığında üzerine inşa edilen yapıt da sağlam olmayacaktır. Öncelikle, kitabın psikoloji/psikoterapi cephesinden hareketle yazıldığını belirtmek isterim. Artı tasavvufta eklenerek bu doğrultuda nefs konusu incelenmiş, galibiyet ikinciye verilmiş, insanın maddi boyutu, doğası görmemezlikten gelinmiştir. Ben eminlikle söylemek istiyorum ki, insanın doğası (biyolojisi, fizyolojisi, biyokimyası vb.) dikkate alınmadan ne modern psikoloji/psikoterapi ne de tasavvuf yazılabilir. Yazılsa da işte bunun gibi sağlam temele oturtturulamamış olur. Sadece nefs ve aşamaları, nefs terbiyesi, tasavvufi terimler, anlayışlar dışında kitabı sağlam bulmuyorum ve önermiyorum. Çok şey bilmenin "kibriyle" detaylara inerek apaçık gerçeklere göz yumma durumu sözkonusudur.
450 sayfalık bu kitabın belkide %50 İbni Arabi ve Mevlana Celaleddin Rumi'den alıntılardır. Ben amacın ne olduğunu anlayamadım ama eğer bu alıntılara açıklık getirmek amaçsa yukarıda anlattıklarımı silmiş olayım. Yine de bu iki büyük şahsiyete olan sonsuz sevgim ve saygım da bu kitabı benim "spoiler"imden kurtaramaz. Onlar da peygamber efendimizin (s.a.v), ümmetin "bulanık" [kaynak hadis olarak Mektubat-ı Rabbani'de] diye ifade ettiği