I. Ç.

I. Ç.
@Duchess86
Okuduğun kitapların içeriklerini unutabilirsin, ama her okuduğun kitapla bambaşka bir insan olursun. Sen bütün o okuduklarının özetisin!
Hayyam’dan direkt, aykırı, öz ve dürüst düşünceler.
“ İki günde bir somun geçiyorsa eline Soğuk suyu da olursa bir kırık testide Niçin kendinden kötüsüne kul olur insan, Ne diye girer kendi gibisinin hizmetine?” ~~~~~ “Kimileri laf dünyasında şişinip durmuş; Kimi güzel ardında, köşk ardında koşturmuş; Perdeler inince anlar her biri, ey gerçek, Senden ne uzak, ne uzak yollara başvurmuş” ~~~~~ “Yetmiş iki ayrı millet, bir o kadar da din! Tek kaygısı seni sevmek benim milletimin; Kafirlik müslümanlık neymiş, sevap günah ne? Maksat sensin, araya dolambaçlar girmesin.”
Sayfa 173·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam

I. Ç.

, bir kitap okudu
5/10
·128 syf.·
3 saatte okudu
·
2024 62. kitabı
Rainer Maria Rilke
7.7/10 · 2.063 okunma
Martin Eden’ın zihninin parçası olmak..
10/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2024 60. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2024 21:42
Öncelikle benim gibi kitabı okumadan önce inceleme okumayı sevenler için belirteyim bol spoilerlı bir yazı oldu. Denizde başlayan ve yine orada sonlanan bir hikaye Martin Eden’ınki. Swinburne şiirleriyle edebi dünyanın kapılarını aralamıştı ve onun “Ölü adam hiçbir zaman dirilmez!” dizesiyle nihayete erdi. Arada yaşananlarsa, temel düzeyde okuma yazma bilen yoksul ama özgür bir adamdan uluslararası şöhrete sahip zengin ama hüzünlü bir ruha, bir yazara dönüşüm öncelikle. 20 yaşının getirdiği gençlik tutkusuyla aşka aşık olma ve sonrasında ulaşılamaz çok yükseklerde gördüğü burjuvaziyi tanıdıkça, onların değerlerinden tiksinme ve uzaklaşma. Deli gibi savunduğu bireyciliğiyle biraz Deniz Kurdu kitabındaki kaptan Wolf Larsen’ı anımsatıyor. Ama hayata daha tutkulu bir bakış açısı ve aşkı her şeyden üstün tutma arzusu en büyük farkları. Tabi başlangıçta. Ve sonra bunların yanlışlığını fark etme ve sağlam sosyalizm savunucusu Jack London’un ifadesiyle aslında kitapta anlatmaya çalıştığı bireyciliğin ölüme mahkumluğu. Hayatı anlamlı kılan günde 4 saat uyuyup sürekli kendini geliştirmeye çalışmak için okumak ve yazmak mıdır, yoksa bir çamaşırhanede günün 18 saati çalışıp yatağa devrilmek ve tek izin gününde sürekli içip kendini kaybetmek mi? Yoksa işsiz güçsüz olup avare avare dolaşıp yatacak yer aramak mıdır, ya da 9-5 çalışan az kazanan bir memur hayatı mı? Zengin aile bebesi olup, istediğin şekilde yaşamakta özgür olmak ama aslında aile ve sınıfının getirdiği zihniyetin zincirlerine kendini hapsetmek mi? Tüm bu örnekler ve çok daha fazlası önümüze serilmiş şekilde kitapta, türlü karakterlerle, bizden üzerine düşünmemizi bekliyor. Ve görünüşte ünlü yazar Martin Eden, ama özünde denizci ve kabadayı Mart, herkesin hatta yazarı Jack London’ın bile kendi hayatından kesitler ve
Dünya Klasikleri
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
Kitaplar yazılmıştı..
“Duyuları aracılığıyla içine nüfuz eden etrafındaki hayata dair her şey hemen ‘kitaplar yazılmıştı’ cümlesiyle ilişkileniveriyordu. Amansız bir mantık silsilesi içinde, kendisinin önemli biri olmadığı, hatta bir hiç olduğu sonucuna doğru yol alıyordu. Kabadayı Mart Eden ve denizci Mart Eden hakikiydi, kendisiydi. Ama ünlü yazar Martin Eden diye biri yoktu! Ünlü yazar Martin Eden, sürü zihniyetinin içinden yükselmiş ve yine aynı sürü zihniyeti tarafından kabadayı ve denizci Mart Eden’ın cismani varlığına dahil edilmiş bir hayalden öte bir şey değildi. Onu kandıramayacaktı bu hayal. Güruhun tapındığı ve yemekler sunduğu güneş tanrısı değildi o. İyi biliyordu.”
Sayfa 450·Kitabı okudu
Alıntı