Malma İstasyonu mu, Hayatta Kalanlar mı derken Alex Schulman'la son kitabı 17 Haziran'ı okuyarak tanıştım.
Ne güzel bir tanışma oldu.
Schulman 17 Haziran için en otobiyografik kitabım diyor. Fakat söylemese de bunun 'içeriden' gelen bir hikaye olduğu o kadar belli ki.
Yaşamının zor günlerini geçiren bir öğretmen Vidar. Tam da o dönemde ailesinden kalan kolilerin içinde, çocukluğunun bir dönemini geçirdiği yazlık evlerinin telefon numarasını buluyor. Karşı koyamayarak numarayı tuşluyor ve biz böylece Vidar'la birlikte, 17 Haziran 1986'nın izini sürmeye başlıyoruz.
Kitap boyunca yazarın okura sorduğu soru şu:
Çocukluğunuzla konuşabilseydiniz ona söylerdiniz?
Geçmişi hep biraz sisli hatırlarız, çocukluğumuzun bugünümüz üzerindeki şekillendirici etkisini belki görmezden geliriz. Fakat işte Vidar o puslu geçmişin peşine düşüyor, yüzleşiyor geçmişiyle.
Düşünün telefonun diğer ucunda 8 yaşındaki haliniz var ve korku dolu.
Vidar'ın aslında kendisi olan, telefonun diğer ucundaki 8 yaşındaki çocuk Vidar'ı teselli etme çabası çok içten, çok gerçek, çok tanıdıktı.
Hafıza, anılar, aile, geçmiş, çocukluk, geçmişin bugünümüzü nasıl şekillendirdiği, travmalar ve korku. Korku diyorum çünkü kavga dolu bir evde büyüyen bir çocuktu Vidar ve bunun insanın bütün bir yaşamına mal olan etkisini yaşayan bilir.
Birbirini sevmeyen ebeveynlerle duygusal destekten yoksun olarak olarak büyümenin, büyümeye çalışmanın etkisini çok, çok iyi verilmişti romanda.
Hem de son derece sade bir dil kullanarak. Merakımı da sürekli kamçıladı roman, duygudan duyguya sürükledi beni.
Çok çok sevdim Alex Schulman'ı ve 17 Haziran'ı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitabı bitirdiğimde, yazarın asıl odaklanmak istediği konunun ne olduğu üzerine bir süre düşünmek zorunda kaldım. Eserde o kadar yoğun bir mesaj kaygısı var ki bir süre sonra okuyucu anlatıdan kopuyor. Ödüllü bir yapıt olması sebebiyle kitaba büyük bir beklentiyle başlamıştım. Hakkını teslim etmek gerekir; dili oldukça akıcı, sürükleyici ve yormayan bir anlatıma sahip. Ne var ki kurguda çok büyük boşluklar mevcut.
Sedat’ın akıbeti, Leman ve Memo’nun ölümleri tam olarak nasıl oldu, Arda ile Deniz'in nasıl bir ilişkisi vardı, neden ayrıldılar ve Adrian’a tam olarak ne olduğu gibi önemli noktalar o kadar üstün körü geçilmiş ki olay örgüsünü anlamlandırmak zorlaşıyor. Kitapta siyaset, küresel ısınma ve çevrecilik gibi küresel temalara dokunulsa da bunlar derinleştirilmeden aktarılmış. Sonuç olarak; üslubu başarılı ancak kurgusal olarak eksik bir kltaptı
Uyanan GüzelJale Sancak · Sia Kitap · 2026195 okunma