Kar yağıyor bugün yalnızlığıma
üşüyorum..
arıyor gözlerim sımsıcak kollarını, anılarımızı, hatıralarımızı
ısıtıyor kalbimi o anılardaki gülüşünün silüeti,
bedenim arıyor sımsıcak kollarını, içimi yakan gözlerini,
sarhoş eden gülüşlerini...
kaç zamandır aynı mevsimim
sen gittiğinden beridir hep kışta kaldı yüreğim
üşüyorum..
Kar yağıyor bugün yalnızlığıma,
anıların artık tatlı bir uyku gibi geliyor bana
yokluğunun soğuğunda, hayalinin ısıttığı ruhumla
dalacağım derin bir uykuya..
Elbette seni inciteceğim.
Elbette beni inciteceksin.
Elbette birbirimizi inciteceğiz.
Fakat işte bu varoluşun ta kendisidir.
Bahar olmak, kışın riskini kabul etmek demektir.
Var olmak, var olmama riskini kabul etmektir.
Sevgili Dost,
Her defasında bu iki kelimeyle başlıyorum mektubuma. Çünkü bu iki kelimeden her biri,gücünü diğerinden alıyor. Sevgi olmadan dost,dost olunmadan sevgili olunmuyor. Eğer bir ruh beraberliğiyse dostluk, iki ruhu bir kılan nedir? Nedir bileşik kaplardaki su seviyesinin sırrı? Demek, ''Dost insanın bir ikincisi, kendisidir''Demek,''Sevgi hiç ayırt etmez; sevenle sevilen aynı şeydir.''
-Kim o?
-Senim!
Böyle bir diyalogda kapının varlığından kim söz edebilir?
Gecenin bir saati
bayatlamış çayım, tütün sarmaktan sararmış ellerim, kültablasından izmaritler taşıyor
ölüm geliyor aklıma, sensizlik adındaki ölüm…
Havada yağmurdan sonraki toprak kokusu.
Sokaklar sesiz,
Köşenin sonundaki sokak lambasının yanıp sönüşünü izliyorum balkonumdan
Aklımda tek bir şey,
Adı
sensizlik adındaki ölüm…