ne var ki herhangi bir din ya da düzeni benimseyerek zihinsel gelişmesini kısıtlamak yanlışını hiçbir zaman yapmadı.Bir geceliğine barınak olacak ,hatta yıldızların parlamadığı,aynı doğmadığı bir gecenin birkaç saatinde sığınılabilecek bir hanı,içinde yaşanacak bir ev sanmak yanılgısına asla düşmedi.Sıradan şeyleri olağanüstü göstermek gibi bir etkisi olan mistisizm ve nedense çok zaman onu izleyen gizemli antinomianizm akımı onu bir mevsim oyaladı.
...hiçbir kuram ona yaşamın kendisi kadar önemli gelmiyordu.Düşünsel kuramların ,eylem ve deneyimden koptukları zaman ne denli çorak kaldıklarının iyice ayırdındaydı.
Her şeyin imaj haline geldiği bir Ambalaj çağında nasıl gözüktüğünden ziyade nasıl olduğu ile ilgilenmenin zor olduğunun ve en azından kısa vadede pek de bir kar vadetmediğinin farkındayız.