Basta insanlar erkek ve kadin ayn bedende var olmak suretiyle yaratilmislardı.Her bedenin dört kolu ve dört bacagi vardi. Bedenleri yuvarlaktı ve yuvarlanıp duruyorlar, kendilerini elleri ve ayaklarıyla hareket ettiriyorlardi. Zaman gectikçe tanrilara karsi saygısızlık yapmaya basladilar. Kurban sunmayı biraktilar ve hatta yuvarlanarak Olimpos Dagi'na çıkıp tanrılara saldırarak onları tahtlarından indirmekle tehdit etmeye başladılar. Tanrılardan biri hepsini öldürelim, 'bizim için tehlikeliler!' dedi.
Bir digeri, 'Hayir, benim daha iyi bir fikrim var. Bedenlerini ikiye bölelim, böylece sadece iki kolları ve iki bacakları olur.Yuvarlak olmazlar ve yuvarlanamazlar. Sayıları iki katına çıkacağı için bize simdikinin iki katı kurban sunarlar.! En önemlisi de her biri diger yarısını aramakla o kadar meşgul olur ki bizi rahatsız edecek vakit bulamazlar, dedi.' İkinci tanrı bilge olandı.Onun fikri ise yaradı. Her yarım insan, erkek veya kadin, diger yarısını, ruh eşini aramaya öylesine daldı ki, diger her sey bir kenara bırakıldı.
Bilirsin, bir kız iyi bir ere düştüğü zaman daha da güzelleşir; gözleri yaldır yaldır parlar, gül gibi olur. Ama kötü birine düşerse solar gider, çöp gibi kalır.
Biz kadınlar cesur adamları severiz. Akışına bırakıp kenarda bekleyenleri değil. Gidişatı değiştiren, yön veren bahaneler altında ezilmek yerine çözüm üreten adamları.