Puhu Kuşu

Puhu Kuşu
@Eagleowl
Yaşamak - bu, bizim hepimiz için, olduğumuz şeyi ve karşılaştığımız her şeyi sürekli olarak ışığa çevirmek, aleve çevirmek demektir; başka türlüsü elimizden gelmez. #43833869
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2018 28. kitabı
Fate, fatum, kader, yazgı, alın yazısı... Bunlar işte bu kitabın gösterdikleri. "Kaderin oyuncağı olan insan, ne bilir başına gelecekleri?"(36). "Ey insanoğulları! Ömrünüz bence bir hiç. Kim ermiş bu dünyada Özlenen mutluluğa? Hayal mutluluk denilen; O da sönüverince Anlar gerçeği insan. Talihsiz Oidipus! Gördükten sonra senin Yaman alınyazını İnanmam artık İnsanların mutluluğuna..."(46) "Son gününü görmeden hiç kimseye mutluluğa erişmiş demeyin"(56). İnsan yaşamında karşımıza çıkan bir fenomen bu; kaçınılmaz ve kontrolümüzün dışında olan bir sürü şey yaşıyoruz. Eğer ki maksadımız insana yakışır bir ömür sürmekse, mutluluğumuzu bağladığımız şeylerin bu kaçınılmaz olanlarca darmadağın edilebilecek şeyler olmamasına dikkat edelim. Mutluluk dediğimiz şeylere baktığımızda, birtakım dışsal iyileri görüyoruz çoğu kişinin hayatında. İnsanlar mutluluğu ararken, bir eşi, bir işi, bir ini, bir gereci (en kullanışlısı paradır) veya bir makamı, şöhreti arıyor genelde. İşte bunlar, kader örümceğinin ağlarına takılıp kalacak birtakım oyuncaklardır. Romeo da bunlara bağlamıştı mutluluğunu, Oidipus da. Mutluluğumuzu bunlarda aradığımızda, kaderin bu şeyler üzerinden bizimle nasıl oyunlar oynayabileceğini gösterir bize tragedyalar. O halde soralım kendimize: "Nerede aramalı mutluluğu? Ya da gerçekten aramalı mı?"
Edebiyat
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·511 syf.··
Beğendi
·
2017 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2017 00:00
* Bu kısa hikaye, kitabın ilk bölümünde bahsi geçen Koreander isimli karakterden hareketle, bir ön hikayecik niyetiyle yazılmıştır. Tamamıyla kurmacadır. "İstediğim her şeyi yapabilecek olsaydım, yapar mıydım? Tüm dileklerimin gerçekleşeceği bir dünyada neler dilerdim? Daha da önemlisi, kim veya ne için dilerdim?" Zihni bir süredir bu sorularla dolu olan, çiçeği burnunda bir gençti Koreander. Yirmi yaşına gireli dört gün olmuştu. Orta halli bir ailenin ortanca çocuğuydu. Hayatı ve olup bitenler üzerinde düşünmeyi seviyordu. İnsanları merakla gözlemliyor, neden böyle davrandıklarını anlamaya çalışıyordu. Her biri diğerinden farklı gibi görünen insanların; ne kadar benzer dürtülerle hareket ettiğini fark ettiğinde, lise son sınıftaydı. Dedesi, o yıl vefat etmişti ve babasıyla üç amcasına büyük bir miras bırakarak gitmişti. Babası, dedesinin cenazesinin ertesi günü; mirastan pay istemediğini belirtmiş ve bir ay boyunca anneannesinin yanına uğramış, ihtiyaçlarını karşılamıştı. Bu sırada amcaları çoktan davalık olmuşlardı. Yine de iki ay süren mahkemenin ardından anlaşmışlar ve mirası pay etmeyi başarmışlardı. Annesi de, babasını saflıkla suçluyordu. Biraz daha akıllıca davransa, çok daha rahat bir hayat yaşayabileceklerini söyleyip; babasını azarlıyordu. İşte o yıl fark ettiği şey; insanların çoğunun annesine ve babasının kardeşlerine benzemesiydi. Çoğu arkadaşı geleceğini planlarken ya da gün içindeki davranışları sırasında; kendi rahatlığını, faydasını düşünerek hareket ediyordu. Farklı şeylerle ilgileniyorlar, farklı giyiniyorlar, farklı müzikler dinliyorlar, farklı yemekleri seviyorlar, farklı insanlarla takılıyorlar ama sırf kendileri için, sadece yaşamak için yaşıyorlardı. Fakiri de, zengini de, dindarı da, inançsızı da, güzeli de, çirkini de, çalışkanı da,
Felsefe
Bitmeyecek ÖyküMichael Ende · Kabalcı Yayınevi · 20092,657 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2016 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2016 00:00
Murathan Mungan tarafından kaleme alınan destansı masallardır Lal Masallar. Tüm o efsanevi betimlemeleriyle, kullandığı süslü dille ve içi dolup taşmış karakterleriyle bizden, içimizden biridir yazar. Üç masal bulunur kitabında: Azer ile Yadigar, Muradhan ile Selvihan ve Ulak ile Sadrazam. Birbirinden neredeyse bağımsız, üç ayrı aşk hikayesi anlatılır masallarda. Tek ortak noktası vardır bu masalların: sevdalılardan birinin dili bağlıdır. Lal bir masaldır sevdaları. Kitap boyunca yazar; kimi yerde Yadigar'a sevdalanır, Azer olur; kimi yerde Selvihan'a tutulur, semah durur; kimi yerdeyse ölümün habercisi, dilsiz bir ulak olur, boynu vurulur. Bence tüm bu masalların özünde yazar bizlere, yüreklerimiz lal olmadıkça dilsiz de sevilebileceğini farklı farklı şekillerde göstermeye çalışır.
Lal MasallarMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20231,759 okunma
9/10
·355 syf.··
Beğendi
·
2016 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2016 00:00
Sırf sizden farklı olduğu için, sadece bir kuş olduğu için, sabahlarınıza şakıyarak neşe katan bir varlığı vuramazsınız. Ya da vurursunuz, vurursunuz ama o kurşun hedeflediğiniz bülbülden seker ve içinizdeki insana isabet eder. Kitapta anlatılan da tam olarak bu: ölen bir bülbülün, işlenen bir günahın hikayesi. Kitapta, ten rengine ve etnik kökene gereğinden fazla değer atfeden bir kısım vahşinin diğerlerine karşı tutumlarının üzerinde durulmasının yanı sıra; çocukça, koşullanmamış, saf bir bakışın ne kadar gerekli olduğundan bahsediliyor. Zaten ancak bu şekilde; saksağan ile bülbülü, sapla samanı, iyi ile kötüyü birbirinden ayırabiliyorsunuz. Belki de tek mubah ayrım olan iyi-kötü ayrımına değer veren, hatta yaptığı meslek gereği bunun uğruna birçok şeyi tehlikeye atan Atticus; çocuklarını oldukça ölçülü yetiştiren, eğitimlerine ve erdemli birer insan olmalarına fazlasıyla önem veren bir aile babası olmasının yanı sıra "İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır." sözüyle, kitaba adını veren kişi. Ne toplumun ne dinin ne de geleneklerin, kendisine dayattığı hayatı yaşıyor. Karşısına çıkan her olayı, kendi tekliğinde tekrar tekrar değerlendiriyor ve en az değer harcayacak şeyi yapıyor. Mesleği olan avukatlığa da bu şekilde yaklaşıyor. Aslında Atticus; yapılması gereken, sevimsiz ama değerli işleri bizim yerimize yapan adamlardan biri. Bataklığın ortasında biten nilüfer misali; her toplumda tek tük de olsa bulunan, bizlere insan olduğumuzu hatırlatan, nesli tükenmeye yüz tutanlardan biri. Kitap da onun, Scout'a okuduğu masaldan sonra sarf ettiği şu sözlerle bitiyor: "İnsanların çoğu iyidir, Scout. Yeter ki sen, onları bir gün gör."
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Sel Yayınları · 201488,6bin okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2017 7. kitabı
"Zaman, en çok sahip olunması gereken şeydir. Biz, bize tanınan zamanı değerlendirir, kullanırız. Yazgımız gibidir zaman da. Küçük irademiz ile büyük irade içerisinde kendimize yer açarız. Bütün bunları bilmekse zaman alır. Her zamanın kendi bilgisini zamanında bilmek, ömrü iyi kullanmaktır. Böyle ömürlerin ardından pişmanlık yaşları dökülmez. Çünkü pişmanlıklar, yaşanmamış gerçeklerin bilgisidir." diyordu Lal Masallar'ın dilsiz ulağı[1]. Gigi ise, şöyle karşılık veriyor ona: "Hayatta en tehlikeli şey, gerçekleşmiş hayallerdir. Hele benimki gibi olursa... Artık hayal edecek bir şeyim kalmadı." Belki ikisine de kulak vererek şöyle demeli: Öyle yaşa ki; keşkelere yer kalmayacak kadar dolu, öylesine yaşayanları kıskandıracak kadar gerçek olsun. Ve öyle bir yaşam düşle ki; ulaşılamayacak kadar güzel, hedeflenemeyecek kadar yüce olsun. Düşlerine masallar, şu anına gerçekler hükmetsin. Kısaca Momo gibi yaşa: yavaş yavaş, tadını çıkara çıkara. Çünkü ne kadar yavaş yaşarsan; o kadar çabuk geçecek zaman, o kadar çok hissedeceksin yaşadığını. Momo gibi dinle mesela. Öyle derinden, öyle içten dinle ki; bırak insanları, doğa bile seninle dertleşmek istesin. Öyle bir bak ki insanların gözüne; aptal olsunlar konuşurken, masumluğunda kaybolsunlar. Bakışlarında huzur bulsunlar, kaybettikleri insanlıklarını sessizliğinde arasınlar. Ya da öyle gül ki, seni görenin de gülmekten başka şansı kalmasın. İçten ve gamsızca gül. Öyle gül ki; Dünya bile durup seni izlemek zorunda kalsın. Dudaklarının kıvrımlarında yeni hayatlar yeşersin. Veya öyle bir sev ki karşındakini; sadece o olduğu için, sahip olduğu değerler için. Kendin için ya da ihtiyacın olduğu için değil. Telefonunu, arabanı sever gibi de sevme. Çocuk ol, en azından bir zamanlar olduğunu hatırla. Çünkü saf yürektir
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,1bin okunma