ERGİN DENİZ

ERGİN DENİZ
Yönetmeni olmak istediğim hayat adlı filmde figüran oldum, iyi mi !
Hakkari’de bir mevsim
9/10
·250 syf.··
2024 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2024 05:18
Epey bir süre nefesimi tutmuş olacağım ki bir kaç sayfa okuyunca derin bir nefes alma gereği duydum. Bu kitap basılmak, yayımlanmak, isim yapmak meşhur olmak için değil sadece ve sadece delirmemek için yazılmış. Bunu hissetmemek mümkün değil. Zaten yazar da itiraf ediyor: #230403331 Uzun süredir bu kadar etkileyici bir kitap okumadım. Belki de bana farklı geldi. Çok farklı… Yer yer şiirselliğe kaçan bir üslupla yazılmış bu kitap sadece bir konuyu anlatmıyor. Şu an olduğu o rahat yerden okuyucu alıp 1970’lerin Hakkari’sine, oradaki imkansızlıkların içine atıyor.. Bu imkansızlıkların içindeki nefes nefese bazen de nefessiz kalarak ilerlerken, İçine atıldığı şeyin (bir çeşit simülasyonun) gerçekçiliğine okuyucuyu hayran bırakıyor… Belki abarttım ama çok sevdim. Hakkari'de Bir Mevsim böyle bir kitap.
Hakkari'de Bir MevsimFerit Edgü · Alfa Yayınları · 201913,9bin okunma
ERGİN DENİZ
Eski edebiyatta nazire vardı. Bir şairin şiirine aynı vezin ve kafiyede karşılık yazılırdı. Bazen nazire o kadar güzel olurdu ki eserin kendisinden ayırt edilemezdi. Hah işte senin yorumun da öyle. Diyecek hiçbir şey yok bir edebiyat öğretmeni olarak bu kitabı senden daha geç okumanın utancı dışında
Reklam
“Ben Ölümsüz Bir Anıt Diktim Kendime”
8/10
·126 syf.··
2023 32. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2023 21:38
Puşkin, Montaigne’nin denemelerde yaptığı şeyi şiirlerinde yapmış. Sadece romantik öğelerden oluşmuyor. İçinde şairin dehası ve fikirleri gizli. İlk başladığımda sıradan bir şiir kitabıydı. Önyargılarım vardı. Düz yazı çeviriler bile çevirmen ve yayınevi arasında koşturmamıza neden olurken, bir şiir ahenk kaybolmadan aynı hazzı nasıl verebilir? Belki Puşkin’in elinden çıkmasa okumazdım bile. Beni en çok etkileyen bölüm: Kurana Öykünmeler adlı, genelde bakara suresinin ayetleri üzerinden bir çeşit nazire denemesi, öykünme şeklinde yazılmış dokuz şiirden oluşan kısımdı. Bu bölümünde kuran ayetlerinin bu kadar titizlikle tahlil edilmiş olması beni çok şaşırttı. Kendimi sorguladım… Meraklısı için bölümdeki şiirlerin alıntısı buraya bırakıyorum : #225949699 #225950061 #225950658 #225951597 #225951926 #225952265 #225952473 #225952613 #225953396 Sırf okumuş olmak için elime aldığım bir kitap, ona olan hayranlığımı daha da arttırdı. Keşke o düelloda ölmeseydi. Keşke Tolstoy ve Dostoyevski arasında yaşadığımız kararsızlığa bir de Puşkin eklenseydi. Sonra son sayfaya geldim. Galiba beni duydu ve cevap verdi. Ben ölmedim diyordu son şiirinde : ————————————————————————— Hayır, büsbütün ölmem ben-ruhum kutsal lirdedir Yaşayacak bedenim ve kaçacak çürüme Şu yeryüzünde yaşadıkça tek bir şair Duyulacak ünüm her yerde. ————————————————————————— Şiir, “Ben Ölümsüz Bir Anıt Diktim Kendime” ve merak edenler için tamamı : #226207611
Seviyordum SiziAleksandr Puşkin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,893 okunma
ERGİN DENİZ
Aslında Akif ile aynı evhama sahip gibi. Unutulmak ile sonsuzluk arasında bocalayan bir zihnin ürünleri. Fakat Puşkin'in aksine Akif unutulacağını sanıyor ve şöyle diyordu. 'Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince Günler şu heyulayı da elbet silecektir Rahmetle anılmak ebediyyet budur amma Sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir
8/10
·320 syf.··
2021 85. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2021 11:20
"Devrim, vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi," cümlesiyle başlayıp "Bir ihtimal olduğunda, devrim ne kadar da güzel," diye biten Murat Uyarkulak'ın okuduğum ilk romanıdır. Aslında birbirine çok benzediği görülen ve neredeyse tamamen aynı kelimelerle oluşturulmuş bu iki cümle hem bütün kitabın konusu hem de vermek istediği mesajdır. Bu görüntüde benzer iki cümle arasında geçen zaman dilimi, mekanlar ve yaşayan herkes, kitabın zamanını, mekanı, karakterlerini ve konusunu oluşturmaktadır. Tol... Nedir bu Tol ya da daha mantıklı bir soruyla ne anlama gelmektedir? Araştırmalarımdan öğrendiğim kadarıyla, Kürtçe'de "intikam" demekmiş. Kitabın, bir devrim ve bir intikam romanı olduğunu düşündüğümüzde yazarın kitabına bu ismi seçmesi doğal. Bununla birlikte, kitap üç bölümden oluşmaktadır ve bölümlerin isimleri: T, O, L harflerinden oluşmaktadır. Kitabın konusu ise son derece durağan gibi görünen; fakat son derece hareketli bir konu. Aslında kitabın bütün konusu İstanbul'dan Diyarbakır'a giden bir tren yolculuğu esnasındaki konuşmalardan ve okunan öykülerden oluşuyor; ama öyküler bizi sürekli bir yerlere ve bir takım olaylara sürüklediği için bir türlü yerimizde duramıyoruz ve okur devamlı olarak yazar tarafından bir yerlere ve geçmişe sürükleniyor. Tabii bu tren yolculuğunu da gerçekleştiren iki önemli karakterimiz var. Bu karakterlerden birisi, babasını hiç tanımamış olan musahhih, yani düzeltmen. Eserin ana anlatıcısı gibi görünen musahhih, tren yolculuğunda kendisine eşlik eden "Şair"in kendisine verdiği küçük öyküler ile babasını ve geçmişini tanımaya çalışıyor. Konuya bu kadar değinmek yeterlidir. Yazarın diline ve üslubuna da ayrı bir parantez açmak istiyorum. Her ne kadar kitabın konusu oldukça ilgi çekici ve kurgusu güçlü olsa da klasik Rus romanları edasıyla
TolMurat Uyurkulak · April Yayıncılık · 20172,470 okunma
Demet isimli okura yanıt verildi
ERGİN DENİZ
Semih Doğan bir bölüm bile Behzat Ç izlememiş başka bir edebiyat öğretmeni seni uyarıyor . Eğer güzel kitap arıyorsanız bu kitap zaman kaybıdır.
Dostoyevski’ye göre “sıradan” insanların romandaki önemi ..??
Bir romancı, özelliği olmayan, tam anlamıyla "sıradan" insanları ne yapacak, hiç değilse biraz ilginç göstermek için eserlerinde okuyucusunun karşısına ne diye çıkaracak onları? Öyle ya, öyküde es geçmek, atlamak olmaz onları; çünkü sıradan insanlar yaşam içindeki olayların en önemli halkası olarak her zaman ve sürekli olarak vardır. Dolayısıyla onları atlarsak doğrulardan sapmış oluruz. Romanları yalnızca özelliği olan insanlarla ya da ilginç olsun diye doğrudan tuhaf ve hayal ürünü insanlarla dolduracak olursak gerçeklerden sapmış oluruz, üstelik roman belki ilginçliğini de yitirir. Bize göre, yazar sıradan olanlar arasında bile ilginç, yararlı olanı bulmalıdır.
Sayfa 584 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
ERGİN DENİZ
Bence nereden bakıldığına bağlı olmakla birlikte, yazma yeteneği, farklı açılardan bakabilme cesareti olan her yazar için her roman kahramanı sıradışıdır. Kaliteli yazar en sıradan kişiyi bile sıradışı hale getiriyor ve Ahmet Ümit'in dediği gibi aşk yaşamı cinayet ölümü sıradanlıktan kurtarır.
Dostoyevski’ye göre “sıradan” insanların romandaki önemi ..??
Bir romancı, özelliği olmayan, tam anlamıyla "sıradan" insanları ne yapacak, hiç değilse biraz ilginç göstermek için eserlerinde okuyucusunun karşısına ne diye çıkaracak onları? Öyle ya, öyküde es geçmek, atlamak olmaz onları; çünkü sıradan insanlar yaşam içindeki olayların en önemli halkası olarak her zaman ve sürekli olarak vardır. Dolayısıyla onları atlarsak doğrulardan sapmış oluruz. Romanları yalnızca özelliği olan insanlarla ya da ilginç olsun diye doğrudan tuhaf ve hayal ürünü insanlarla dolduracak olursak gerçeklerden sapmış oluruz, üstelik roman belki ilginçliğini de yitirir. Bize göre, yazar sıradan olanlar arasında bile ilginç, yararlı olanı bulmalıdır.
Sayfa 584 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
ERGİN DENİZ
Usta romancılar bazen sıradan insanları bazen kendine has özellikleri olanları kahraman yapar. Bazen bunu öyle maharetle yapar ki kahramanın sıradan mı sıradışı mı karar veremezsin. Mesela Kafamda Bir Tuhaflık adlı eserde Bozacı Mevlut. Mesleği, fikirleri, çalışma ve düşünme tarzı ile sıradan ama hayatı herkesinki gibi sıradışı.