Dünyaya geldik ve bir hiçliğin ortasında bulduk kendimizi. Evet, büyüdük, çalıştık, eğlendik, nadir de olsa mutlu olduk ama yaşadıklarımızın hepsi bir hiç olacak. Ve bir hiçliğin içerisinde yaşadığımızı bilmek, insan ruhuna vurulmuş en büyük darbedir.
Bu durum beni bazen ondan soğutuyordu. Aramıyorum. Sormuyordum. Aramıyordu. Sormuyordu. Sonra dayanamayıp yine yanına gidiyordum. Her şey yeniden başlıyordu. Bir gülümseyişiyle bana her şeyi unutturuyordu...
"Sevmenin hakkını verdiğim kim varsa, ısmarladığım her kahveden sonra hatır bırakacağı yerde, bana düşman kesildi. Sevmenin hakkını verdiğim için elimde avucumda bir şey kalmadığından ben de iki kişinin yaşayacağı, ikimizin yerine diyebileceğim ne varsa kendi yerime ve tek başıma yaşamaya çalıştım."