·
Okunma
·
Beğeni
·
137,5bin
Gösterim
Adı:
Dava
Baskı tarihi:
1 Ocak 2016
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059384032
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Der Prozeß
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Olimpia Yayınları
224 syf.
·Beğendi·10/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda en sevdiğim 5 adet Franz Kafka alıntısını yorumladım :
https://youtu.be/QpqhrbK3lc8

18 Şubat 2017 tarihli incelemem :

Paranoyaklık üst seviyede! Geliyor birileri sabah hiçbir şey yokken kapınızı çalıyor. Aa yoksa siz ayakkabı aldınız da kargonuzun geldiğini falan mı sandınız? Yok öyle bir dünya. Karşınızda hiç de önceden görmediğiniz hatta mahallenizde bile görmediğiniz adamlar. Ne yapabilirsiniz ki? Dilenciye bile kapını açmazsın. Bu adamlara niye açma isteği duyarsın ki? İşte senin davan bu. Senin davan burada başlıyor. O adamlar senin nefsin ve sen o kapıyı açana kadar da orada duracaklar. Sen ne kadar o adamları ve davanı düşünürsen o kadar bu davanın içine gireceksin ve çıkamayacaksın. Ne kadar da Truman Show'vari bir dünya değil mi ama!

Dava size nasıl kaçacağınızı öğretmez. Kaçamazsınız da zaten. O merak dürtüsü yok mu o merak dürtüsü. Sizi yiyip bitirir. Bir bakarsınız sizden yukarıda olan insanların odasından çıkarken onların size karşı öksürdüğünü ve size yukarıdan baktığını görürsünüz. Budur sizin davanız, neden o insanlar yukarıdayken ben aşağıdayım diye kafanızı yiyip bitirirsiniz. Sen o kafayı yiyip bitirene kadar davan da seni bekler oralarda bir yerde. Aslında dava da hem her zaman vardır hem de hiçbir zaman yoktur. İsteyen ve onla tanışmak için can atan kimseler için bu böyle değil midir zaten? Kapına kargo gelmesini beklerken böyle adamların gelmesini nasıl açıklayabilirdin ki annene? Normal bir gün olacağını sanıp camış gibi koltuğunda yatıp Whatsapp'ta arkadaşlarınla grup sohbeti yapacağın yerde senin davanı hatırlatıp sana "Tutuklusunuz, bundan başka bir şey bilmiyoruz." diyecek adamlar olsa senin tepkin ne olurdu sanki?

Dava, sizin davanız efendiler. Bu kitap yazılmasaydı bu davadan habersiz kalacaktık. Zira bu dava hep içimizde, bizi her gün yiyip bitiriyor kapımıza gelmese de.

29 Aralık 2018 tarihli incelemem :

Yukarıda yazdıklarıma bakıyorum da aslında bu kitap hakkında hiçbir şey yazmamışım. Çünkü ne Kafka'nın durmadan olayları hayırlı bir sonuca ulaştırmak için çabalamasındansa kaçıp kurtulmak istediğimiz meselenin içine bizi gömmesinden, ne resmi makam hiyerarşilerini insana kasvet verici bir şekilde anlatmasından, ne de bir hedefin olup yolun net olmamasından -yani yolun bir tereddütten ibaret olmasından- bahsetmemişim.

Evet, doğrudur. Kafka beni büyüten yazarlardan biridir. Dava, Kafka macerasına atıldığım ilk kitaptı. O güne kadar hiç böyle bir yazarla karşılaşmamıştım, çünkü onun kitaplarına roman deyip geçmek saygısızlık olurdu. Dava, Kafka'nın, insanı tereddütler silsilelerinin birleşimiyle tanımlayan ve hedefi belli fakat yolu olmayan bir karışımıdır. Kafka, bu romanda bir insan kimyageridir ve içinde olup biten sorgulama buhranlarının oranlarını çok iyi bildiğini size net bir şekilde yansıtır.

Şato kitabından farklı olarak Dava'da daha olumsuz ve distopik bir senaryo vardır. Dava = 1984 olsaydı, Şato = Cesur Yeni Dünya olurdu. Çünkü Cesur Yeni Dünya gibi Şato'da da her zaman bir olumlama bulunmaktadır. Fakat Dava'da olayların içine daha fazla gömülünür. Kafka, bu romanda bir mezarcıdır ve ponçik sonuçlara ulaştırmak yerine sizin mezarınızı daha çok kazar.

Dönüşüm kitabından farklı olarak Dava'da sürekli bir "id" basamağında kısılı kalmış bir adamdan bahsedilir. "Ego"suna geçmemesi gerektiği istenen, halkın sıradan ve sorgulamayan insanlardan biridir K. İsmi bile sıkça söylenmez, sahi Kafka zaten karakterlerinin toplum içindeki yerlerinin hiyerarşiler içerisinde bulanıklaştığının çok iyi farkındadır. Kafka, bu romanda bir Kafka psikolojik buhranlar hiyerarşisi piramidi kılığına bürünür ve alt basamaktan üst basamaklara kadar insanın buhranlarını tanımlar. Piramidin taşlarını kendi elleriyle tek tek koyan da yine toplumun kendisidir.
271 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
"İnsanı ısıran ve sokan kitaplar okumalıyız. Okuduğumuz kitap bir yumruk indirerek bizi uyandırmıyorsa ne işe yarar?" demiş Kafka. Ve eserinde de o yumruğu yedirmiş. Yani şahsen ben kitabın sonlarına doğru o yumruğu tam aklımdan yedim. Düşüncelerimden vurdu beni Kafka.

Bence Kafka'nın yazdığı en iyi eser bu olmalı. Beğenmeyelerin ve önermeyenlerin aksine gerçekten çok etkileyici buldum. Iyi ki buluşma kitabımız olarak seçmişiz zira sadece inceleme yapmak yetmez bana. Karşılıklı oturup üzerinde konuşmak istediğim çok şey var. Uzun uzun tartışılabilecek, farklı bakış açıları sunulabilecek bir eser her şeyden önce. Baştan sonra hikayenin ilerleyişi hakkında en ufak bir tahminde bulunamıyorsunuz, merak uyandırıcı ve çok akıcı. Ayrıca bir hukukçu olan Kafka'nın hukuk sistemine yaptığı en ağır eleştiridir bence Dava. Yaptığı tespitlerle görüyoruz ki aslında Kafka'nın kafasında yarattığı bu distopya günümüzün anayasası, hukuku, avukatı, hakimi, sanığı.. Bu da onun ne kadar ileri görüşlü bir insan olduğunu kanıtlar nitelikte.

Konu olarak tıpkı Dönüşüm'deki gibi başlıyor. Bir sabah bambaşka bir güne uyanır karakterimiz Bay K. Artık tutukludur. Ne ile suçlanmaktadır kitabın sonuna kadar bilinmez. Bu bir sır. Ya da tıpkı Samsa'nın örümceğe dönüşmesi gibi sembolik midir yoksa? Evet semboliktir bence bu çünkü K aslında kendi zihninde tutuklanmıştır. Ki bu olabilecek en kötü senaryo da değil midir zaten?

Kitaptan kısa bir alıntı: "Zincire vurulmuş olmak çoğu kez özgür olmaktan daha iyidir." (Panama Yayıncılık- Sayfa 225) nasıl yani olur mu canım öyle şey diyeceksiniz. Nietzche'nin bir sözü ile yanıt vermek istiyorum bu alıntıya. "Özgür mü diyorsun kendine? Sana hükmeden düşünceni duymak isterim, bir boyunduruktan kaçıp kurtulduğunu değil." (Böyle Buyurdu Zerdüşt- İş Bankası Yayınları Sayfa 57) işte böyle.
Kafka'nın bu alıntısındaki zincir nedir? Insanın beynine hükmeden düşünceleri, korkuları.

Bir başkasının sizin adınıza kararlar verebilmesi bazı durumlarda iyidir. Mesela bir avukatın varlığı size güven verir. Sizin yerinize birileri davanızla ilgilenecek, size çıkış yolları arayacaktır. İste Block sırf bu yüzden zavallı bir köpeği oldu avukatının. Kitapta beni en çok etkileyen ikinci kısımdı. Ilki ise o son kısımdaki bekçi ve taşralı hikayesiydi. Işte yumruğu orada indirdi bana Kafka!
  • Aylak Adam
    8.1/10 (7,7bin Oy)7,2bin beğeni28bin okunma48,7bin alıntı131,8bin gösterim
  • Denemeler
    8.6/10 (5,8bin Oy)6,2bin beğeni24,1bin okunma65,5bin alıntı106,9bin gösterim
  • Genç Werther'in Acıları
    8.3/10 (11,5bin Oy)10,6bin beğeni43,2bin okunma75,8bin alıntı322,7bin gösterim
  • Yüzyıllık Yalnızlık
    8.4/10 (5,2bin Oy)5,4bin beğeni18,1bin okunma11,9bin alıntı125,6bin gösterim
  • Cesur Yeni Dünya
    8.2/10 (8,1bin Oy)7,3bin beğeni24,5bin okunma24,6bin alıntı137,3bin gösterim
  • Sofie'nin Dünyası
    8.5/10 (4.933 Oy)5,4bin beğeni18,8bin okunma23,1bin alıntı135,6bin gösterim
  • Kırmızı Pazartesi
    7.8/10 (9,3bin Oy)7,7bin beğeni33,6bin okunma15,9bin alıntı132,8bin gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (15,2bin Oy)13,7bin beğeni55,1bin okunma34,4bin alıntı197bin gösterim
  • Beyaz Diş
    8.5/10 (7,5bin Oy)7,3bin beğeni31,3bin okunma11,2bin alıntı255,1bin gösterim
  • Beyaz Zambaklar Ülkesi
    8.8/10 (11,4bin Oy)11,2bin beğeni38,6bin okunma33,3bin alıntı243,1bin gösterim
224 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
SPOİLER OLABİLİR AMA TAKILMAYIN.. YİNE DE SİZ BİLİRSİNİZ AMA HERKES BAŞKA BİR ŞEY OKUYACAKTIR BU KİTAPTA

YAŞAMAK “DAVA”SI

Lise yıllarında dershaneye gidiyordum,çoğumuz gibi.Bir gün önüme bir test sorusu gelmişti, bin yıl önce yaşamış bir filozofun sözü vardı soruda, “Hukuk her zaman güçlüden yanadır”. 17 yaşındaydım ve kafam allak bullak oldu, inanamadım. Hayır ya dedim olamaz ! Düşündüm ,düşündüm ,düşündüm. Evet ya dedim olabilir! Şimdi 17x2 yaşındayım. Davayı okudum.

Dava. Franz Kafka’nın 20. yy. başlarında yazdığı hem gerçeğin ta kendisi hem kurgu hem metaforlar zinciriyle örülü kitabı. Hukuk okumuştur Kafka. Hakim,savcı,avukat değildir ama hukukçudur.

“Joseph K.’ya iftira edilmiş olmalıydı” diye başlar kitap. “K.” Diyelim ki Kafka olsun. Ona davayı haber vermeye gelen birtakım adamlardan birinin adı ise “Franz”. O da diyelim Kafka olsun. Dakika bir gol bir . 1-0. Yoksa 1-1 mi demeli ? Al sana bir adamın çift yüzlü karakteri. Joseph K. tutuklanır, peki ama hapse mi atılır ? Hayır. Gözaltına mı alınır? Hayır. İyi de bu nasıl tutuklama? Al sana metafor zincirinin halkası.

K. bankacıdır, orta çaplı sayılabilecek bir memurdur. Bu kitapta belki de kesinlikle emin olduğum tek konu, Kafka’nın yıllarca çalıştığı sigorta şirketini ve işini burada banka ve bankadaki memuriyeti olarak anlatması. Bunun dışındaki hiçbir şeyden tam olarak emin olamam sanıyorum.

K. hakkında bir dava açılır, davacı bilinmez ama ipucu var gibidir. Suçu nedir bilinmez ama ipucu var gibidir. K. Kendinden emin bir şekilde davayı önemsemez çünkü masumdur.

Sonra birtakım adamlar onu birtakım mahkeme benzeri yerlere çağırır veya çağrılmadan gider veya her ikisi de. Bilmiyorum.. Ortalıkta dolaşan bir mübaşir karısı vardır, ki mübaşir dediğimiz adamın mevkisi nedir ki alt tarafı mübaşir. Fakat herkes adamın karısını elde etmenin peşindedir. Kadın metaforu gücü elinde tutmayı mı temsil ediyor? Bilmiyorum..

Görünen yargıçlar, görünmeyen yargıçlar, hiçbir zaman görünemeyecek yükseklikte yargıçlar.

Bu ülkeden bir Ergenekon geçti malum ! Bir de 15 temmuz o da malum ! Şimdi şu paragrafa dikkat kesilelim,

“Şurası kesin ki, mahkemenin bütün yapıp etmelerinin dışında,benim davamı örnek gösterirsek , bu tutuklanış ve soruşturmanın arkasında büyük bir örgüt var,öyle bir örgüt ki,emrinde sadece parayla tutulmuş görevliler,ahmak şefler ve en önde gelenlerinin erdemi kibirsiz olmayı geçmeyen sorgu yargıçları görevlendirmekle kalmıyor,hademelerin,yazmanların,jandarmaların ve öteki yardakçılarının,hatta cellatların aralarında bulunduğu o epey kalabalık maiyetleriyle yüksek ve en yüksek yargıçlar topluluğunu da yapısında tutuyor.Bu organizasyonun amacı nedir acaba beyler?Suçsuz günahsız insanların tutuklanması,bu insanlara karşı anlamsız ve benim davamdaki gibi genellikle sonuçsuz kalacak bir takibat ve kovuşturmanın süregitmesi.”

Bu sözler kime ait ? Doğu Perinçek’e mi? Aziz Yıldırım’a mı? İlker Başbuğ’a mı? Bu nasıl dünya , bu nasıl döngü, bu nasıl kurgu? Metofarlar zinciri diyorum da aynı zamanda hakikatin ta kendisi mi?

Sonra K.’nın amcası girer devreye. Bakar ki bu işin bu davanın iyiye gideceği yok,
( kötüye gittiğinin işareti var mı peki, o da yok) K.’ya bir avukat bulur, avukat da amcanın çok eski bir dostudur. Adama rica minnet davayı verirler de avukatın da dünya umrunda değildir, hem yaşlı hem hastadır. Avukatın yanında bir genç hanım kalmaktadır, hastabakıcısı mı metresi mi neyidir belli değil..

Kahramanımız K. Bu kadınla bir gönül bağı kurar, yakınlaşır,oynaşır,bir ilişki biçimi geliştirmeye çalışır. Bu kadın da tıpkı mübaşirin karısı gibi herkesin elde etmek istediği bir kadın ve tabiri caizse hafif meşrep ve her erkeğe yol veren bir kadındır.(Mübaşirin karısı da böyleydi) Bu kadın da mı gücü temsil ediyordu, hani herkesin elde etmek istediği?Güç kendisini arzulayana yakın mı duruyordu? Bilemiyorum..

Avukatımızın evi yolgeçen hanı gibidir. K. Ve amcası, bakıcı ya da metres olduğu şüpheli kız, derken bir de fabrikatör karakteri dahil olur. Bu adam da tüccarlar yoluyla parayı mı temsil ediyordu ? Bilemiyorum..

Peki bitti mi ? Yok. Asıl bir de ressam karakteri devreye girer ki bana göre kitabın en etkileyici karakteridir. Bu arada K. Bankadaki memuriyetine devam etmektedir, müdür, müdür yardımcısı, müşteriler gibi karakterlerle olan ilişkileri de sürüp gitmektedir. Zaten tutuklu muydu ki K.? Hayır.

Fabrikatör bir gün K.’yı bankada ziyarete gelir, avukatla ortak dostlukları vardır ve davayı duyduğundan bahseder, size olsa olsa ressam Titorelli yardım edebilir diyerek K.’yı bu adama gönderir. Adına hasta olduğum bu ressam amca, K.’yı iyi karşılar, tam eski zaman gariban sanatçılarına uygun köhne tavanarası gibi bir ev hatta sadece bir odada kalmaktadır. Uzun bir sohbet geçer K. İle aralarında, bir şey çıkar mı bundan, kim bilebilir? Ressamın çok önemli bir özelliği , davaya bakan ya da davayı açan yargıçların, yüksek yargıçların tablolarını yapıyor oluşudur. O kimseye eyvallahı olmayan kibir abidesi yargıçlar bu ressam karşısında kedi gibidirler, ressam da onlara saygı duyar ama pek de önemsemez. Buradan benim çıkardığım şu oldu ki, sanata ve sanatçıya olan mecburiyet.. Ne olursan ol , ne mevkide olursan ol sanatçıya muhtaçsın, sanatçı olmak başka türlü bir şey.. Neyse konumuz neydi? Ya da bir konu var mıydı? Neyse K. ressamdan yardım almaya gelmiştir, yargıçlara olan bu yakınlığından ötürü. Ressam konuşmanın bir yerinde K.’ya sorar,

“Daha önce soracaktım ama unuttum; nasıl bir aklanma istiyorsunuz siz?Üç tercihiniz var çünkü: Gerçek aklanma, sözde aklanma, sürüncemede bırakma”

Sonrası mı? Ne bileyim okuyun..

Peki karakterler biter mi? Hayır. Bir de kilisenin papazı çıkar karşımıza. Bir gün İtalyan bir banka müşterisini gezdirme görevini K.’ya verirler. Müşteri bankaya gelir, müdür adamı K ile tanıştırır, K. biraz İtalyanca da bilmektedir üstelik. İtalyan müşteriyle ertesi sabah gezilerine başlayacakları kilisede buluşmak üzere sözleşirler. K. tam vaktinde kiliseye gider ama müşteri ortalıkta yoktur. K. kilisenin belli belirsiz loş ışığında kilisedeki tasvirleri ,ince işçilikleri incelemeye koyulur.Derken rahip çıkar meydana.

“Başını iyice çevirince yaklaşmasını işaret etti rahip.” “Senin ismin Joseph K.”

“Bir zamanlar ismini ne kadar rahat söylediği geldi aklına.Nice zamandır ismi yüktü kendisine. Artık ismini ilk kez karşılaştığı kimseler bile biliyordu.Önce tanıtılmak,sonra tanınmak ne de güzel bir şeydi”

“Sanıksın sen dedi rahip” “Davan kötüye gidiyor haberin var mı?”

Şimdi bu zavalli K. ne halt etsin? Nerden çıktı bu rahip? Dava üzerine konuşmaya başlarlar, rahip kıssadan hisse bir hikaye anlatır , bilmece iyice çetrefilleşir. K. bankaya döner. Bu kısım da dinin hayattaki yerini mi anlatıyordu? Bilemiyorum..

K.’nın sonu pek iyi olmaz, okursunuz artık. Dava ne olacak peki? Bir dava mı vardı? Hangi dava?

Anlatabildim mi bir şeyler ? Pek sanmıyorum. Belki buz dağının görünen yüzünden bir parça sadece. Beynim,ruhum,kalbim bu büyük yaranın ne kadar farkına varabildi? Bilemiyorum. Bir şeyler eksik kaldı,bir şeyler eksik kalmaya mecburdu,bir şeyleri anlatmak istemedim,bir şeyleri de anlatamadım.

Bu bir yaşamak davası mıydı?
224 syf.
·9/10
Kafka’nın benim gözümde en iyi eseri olan Dava, İnsanların özgürlüklerinin elinden alındığı, korku ve baskıcı bir yaşamı ele almaktadır.
Orwell’in 1984 kitabıyla benzerlikler taşıyan bu eser, günümüz dünyasını yıllar öncesinden tahmin etmiştir. Sistemin ve düzenin insan yaşamından daha değerli olduğunu anlatmaya çalışan bu kitap, insanoğlunun sistem karşısında çaresizliğini ve korkusunu gözler önüne sermektedir….
260 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Suçsuz olduğumuz bir dava içerisinde mi bulunmak?
Enteresan...
"Bir sürü boş şey arasında adalet kaybolup gidiyor, ortada hiçbir şey yokken, mahkeme bir suç yaratıyor." diyor Franz Kafka.
Joseph K. nasıl bir hayat içerisinde öyle?
Aniden gelen insanların onun sebepsiz suçlu olduğunu söylemeleri ve ardından başlayan yaşam mücadelesi, belki de kader...
Yaşadığı yerin nasıl bir adalet sistemi var, nasıl bir adaletsizlik bu?
Avukat var lakin hepsi boş insanlar, e tabii ortada suç olmayınca ne iş yapacaklar ise...
Ailesinin en müthiş insanı olan K. işlemediği bir sebep karşısında yargılanıyor ve ardından uzun uzun dava peşinden koşturup duruyor. Uzun uğraşlar sonrasında ise öldürülüyor ve ailesinin en rezil insanı oluyor mantıksız bir olay yüzünden ki dava ile ilgili hiçkimse hiçbir şey bilmiyor.
Kitap kapıların içerisinde kapılar bulunduran bir eser. Bir olaydan farklı bir olaya geçişleri bulunuyor lakin etkileyici ve bütüncüldür...
280 syf.
·2 günde·9/10
Gregor Samsa’nın bir sabah uyandığında böceğe dönüşmesi gibi aniden olmuştu her şey. Evindeki davetsiz misafirler onu bir "yabancı" yapmıştı.

"Suçlanıyorum ama suçum ne bilmiyorum. Beni neyle itham ediyorlar?
-Sonra durumu fark etmeye başlıyor: Şimdi anlıyorum ki... Benim tutuklanmamın ve bu soruşturmanın arkasında... koca bir teşkilat var. Masum insanları tutuklayarak onlara karşı soruşturma başlatıyorlar.”

Suçsuzluğunu avukat tutup, mahkemeye çıkarak, ispatlayabileceğini düşünür Joseph. Kimsenin yardımı olmaz ona. Joseph K. bütün hayatı boyunca kendini cezasını hayatın içinde tutsak kalarak yaşayacaktır. Küçük dünyasından çıkamayarak zaten bir hapishanededir. Bunun ayrımına varamadığı için cezası ne olacaktır?

İnsanlar, İş yerleri, Mahkemeler, Memurlar, Bürokratlar; üst kesimden bireyin çevresini sarmış olan toplum otoritesi… Adeta avını aramaya çıkmış insan yiyicilerini andırıyor. Kafka’nın distopik romanı çok tanıdık bir hikaye sanki! Bugün Yüzlerce Joseph K. hunharca kalbinden bıçaklanıyor. Suçsuzca. Suçlu olan Joseph’i tutuklayanlar mı yalnızca? Hayır. Asıl suçlu her şeyi bir kenardan izleyen ve hiçbir şey yapmayan bizler, toplumun kendisi. Tek başına bufalo sürüsüne dalıp zayıf olanı yakalayan bir aslanın sert dişleri karşısında bir araya gelmeyen, boynuzlarını kullanmayan ve kaçıp giderek onu ölüme terk eden bufalo sürüsü gibi. Romandaki K.’ya selam veren çamaşırcıdan daha farklı değiliz. K. gibi kurbanlar arasına girmeden bir çözüm yolu bulması gereken bizler Kafka’nın tüm uyarısına rağmen hiçbir şey yapmadan sıramızı bekliyoruz. Öyle değil mi?

Kitaba dair, “Çağdaş insanın, dünyayı kendi içgüdülerinin bir yansıması olarak algılayan yalnızlaşmış insanın dile getirilişi” diye müthiş bir yorumda bulunmuş Albert Camus. Romanın psikolojik çözümlemesi tek cümleye sığdırılsa böyle olurdu sanırım. Dava, bir kerede okunulup anlaşılmayacak kitap raflarına girmeli. Böylesi bir kitap bir okumada anlaşılamaz.

Hepimizin küçük ya da büyük bir davası var, başımızı ağrıtan Kafkavari sebeplerimiz var. Yeter ki kör kitlelere dahil olmayalım ve davamıza sımsıkı sarılalım.
İyi okumalar...
224 syf.
·10/10
Merhabalar dünyanın en iyi yazarlarından olan Franz Kafka’nın Dava kitabında en beğendiğim alıntı ile başlamak istiyorum ;
“Tek suçum insan olmak.”
“Birileri Josef K.’ya iftira atıyor,olmalıydı çünkü yanlış hiçbir şey yapmamış olmasına rağmen bir sabah tutuklanmıştır.”cümleleriyle kitap başlamaktadır.Konu olarak Josef K.’nın bir sabah uyanır ve iki kişi tarafından tutuklu olduğu İçin alıkonulur.Josef K’nın neden suçlu olduğu ve neden tutuklandığı bilinmemektedir.Dönemin insanları mahkeme için hizmet etmektedir.Dönemin adalet sistemini eleştiren bir bakış açısı mevcuttur.Dava kitabının filmi de varmış kitaptan hemen sonra onu da izlemeyi düşünüyorum.Dava kitabı bir defa okumakla anlaşılacak bir kitap değil tekrar tekrar okunması gereken bir eserdir.Kitapta gerçekten edinilmesi gereken çok değer yargısı ve ders vardır.Okuyacak olanlara Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarında basılanını önerebilirim.Kitapta beğendiğim diğer alıntılar :
“Kimseden çekinme ve sana doğru geleni yap.”
“Bir sürü boş şey arasında adalet kaybolup gidiyor!”
“Kendime denk biriyle konuşacağım birkaç kelime, bu adamlarla yapacağım upuzun konuşmalardan çok daha aydınlatıcı olacaktır benim için.”
Keyifli Okumalar Dilerim
224 syf.
·8 günde·1/10
Hayatımda bundan daha sıkıcı ve daha anlamsız bir kitap ne okudum ne duydum. İsminden de anlaşılacağı üzere bir davadan bahsediliyor kitapta ama sadece ismi dava. Ne suç belli, ne suçlayan belli, ne yargılama var ortada ne de belli bir olay akışı. Son satırına kadar dikkatle okudum, bir şeyler yaşansın diye bekledim iyi ya da kötü ama yaşanmadı. Bu düşünceler içerisinde okumaya devam ederken, ana karakterin pencereyi açıp dışarıda yağan karı görmesi karşısında hissettiği duyguları, bir katedrale gezmeye gitmesi ve orada yanan mum ışığının şiddetinin tasvirine maruz kaldım. Okudukça bu tasvirlere maruz kalmaya devam ettim sadece. Kısacası, ne keyif aldım okurken, ne de bir şey öğrendim. Belki de bu düşünceler benim iyi bir okur olmadığımdandır, bunu da göz ardı etmek istemiyorum. Keyifli okumalar.
224 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Kafka ile 2017 de abim sayesinde Dönüşüm kitabı ile tanıdım kitabı okuduktan sonra birdaha Kafka okumam diyordum 3 yıldan fazla bir zaman geçti

Çevremdeki insanlar her zaman Dava kitabından bahsediyorlardı öyle anlatıyorlardı ki insan ister istemez kitabı okumak istiyordu.

Bugün Dava'nın sonuna geldim kitabı bitirmeden aklıma şu soru takıldı "Nedensiz yere suçlansaydım masum olduğumu kanıtlayabilir miydim?"

Bir derginin son sayfasında hatırladığım kadarıyla; Dostoyevski okursan insanı, Sartre okursan kendini, Kafka okursan dünyayı anlarsın sözü geçiyordu. Çok doğru ve haklı bir cümle.

Kitaplar için incelemede bulunmak güzel ve keyif alıcı bir şey, size kitap okumayı sevdiren bir yönü var en azından benim için öyle. Şunu bitirdim de hemen incelemede bulunayım da demiyorum her kitap için farklı incelemeler tabiki olacaktır bu kitaba olumlu bir incelemede bulunmak istedim çünkü gerçekten anladığımı düşünüyorum mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum 🕊

Kitapta bir banka şefi olan Joseph K.'nin davası anlatılıyor.

Her zamanki gibi sabah uyanmayı beklerken, beklenmedik bir şekilde uyandırılıyorsunuz ve kapıda 2 tane polis şefi tarafından "Hiç bir yere gidemezsiniz tutuklusunuz" tutuklanıyorsunuz.

Hiç suçunuz yokken başta arkadaşlarının kendisine şaka yaptığını düşünen Joseph K. durumun ciddiyetini daha sonra kavrar.
Tutuklanma nedenini merak eden Joseph yaşamını davasına adar. Tutuklanmasına rağmen serbesttir hayatına normal bir şekilde devam eder.
Temyyize gitmek için elinden geleni yapar lakin ne mahkemeye çıkarılır ne de savcılarla görüştürülür.(Gerisini size bırakıyorum şiddetle tavsiye ediyor keyifli okumalar diliyorum.)
Dava
Franz Kafka
248 syf.
·Puan vermedi
Kafka bey'in okuduğum ikinci kitabı.Yine o kendine özgü derin anlatımıyla olumlu yönden çok yordu beni.Kendi davamın yoğun temposu belkide bu davanın anlatımıydı.Özünü anlayabilme yolları zor ve ağır olsada bizlere vereceği dersler o kadar çok ki.Davanız öncelikle kendiniz olun sevgili dostlar , toplum baskısı tükenmez bir cehennemdir.
242 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bir sabah ansızın tutuklandığını;normal yaşamını devam edebileceğini öğrenen Josef K.,neyle suçlandığı bildirilmediği için önce bunu bir şaka şansa da kısa sürede durumun ciddiyetini kavrar.Ancak ne mahkemeye çıkarılır ne de savcılarla görüşebilir.Aslında ortada bir dava da yoktur.Josej K.zaten yaşam ya da dünya tarafından tutuklanmış fakat bunun bilincine hiçbir zaman varamamış olmasıdır.
Kendime denk biriyle konuşacağım birkaç kelime, bu adamlarla yapacağım upuzun konuşmalardan çok daha aydınlatıcı olacaktır benim için.
Franz Kafka
Sayfa 12

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dava
Baskı tarihi:
1 Ocak 2016
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059384032
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Der Prozeß
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Olimpia Yayınları

Kitabı okuyanlar 25,6bin okur

  • MTK
  • Buğra bayın
  • M
  • Beyza Nur Sakınan
  • Koray Gençtürk
  • Sözdar Sönmez
  • Ezgi
  • Tuğba Yanç
  • Betül Yurtman
  • Bayram ışık

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.5
Erkek
%56.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (4)
9
%0 (3)
8
%0.1 (4)
7
%0 (3)
6
%0.1 (4)
5
%0 (3)
4
%0
3
%0
2
%0 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları