İnsanların bazı taşkınlık dönemleri vardır ki, küçük bir hazırlık dakikasıyla başlar. Bu dakikada gözler birbirlerini sorguluyor gibi durur, sanki "Ağlayalım mı?" sorusuyla bakışır. Bu dakika uzun bir zaman kadar hatıralarla doludur, bu bir dakikada bütün yaralar -henüz taze kanayarak, her biri bir başka hatıranın ateşiyle yanarak- açılır. Kalbin binlerce noktalarından birer ıstırap iniltisiyle binlerce yarık açılır; türlü kırık ümitler, acı umutsuzluklar, matem hayalleri, bütün hayatın o ağlayan hediyeleri acı -bir kabristanın ruhlar meclisi gibi- feryatlarıyla, gözyaşlarıyla sürüne sürüne buluşurlar. Bir bağrışma ve matem toplamı! Yalnız küçük bir dakika: O vakit gözler kapanır, sanki şu elem mahşerinin üzerine düşmüş bulutlarla yüklü bir sema... Artık ağlamak zamanı gelmiştir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!