Bahçesaray Arvas köyünün mert çocukları...
Yolumuz bu sefer kış şartlarının çetin geçtiği dünya ile bağlantısının bir dönem kesintiye uğradığı bu sebepten olsa gerek bir dönem namı diğer 9.gezegen Bahçesaraya düşüyor.Kürtçe olarak müks isimlendirilen ilçe o bölgede yaşamış,oradan göç edenlere ise “mixsi’ deniliyor halk arasında...Ben ise ismi modern dünyada kendi memleketime elit bir isim olarak “mixsico city” demeyi tercih ediyorum...
Yüksek ama çok yüksek dağlardan dua tefekkür şükür duygularıyla arada bir şehadet getirerek iniş sağladığımız Bahçesaray sizi pak akarsular buz gibi çeşmeler ve yemyeşil çayırlarla karşılıyor.
Vandan basra körfezine uzanan bir nehrin hikayesine onun muhteşem doğumuna şahitlik ediyorsunuz ilkin...
“Dağlar su olsa şimdi eriyip bitmişti” diyor seyda(babam) ...
Bahçesaray çayı bir mağara dan çıkıyor ve dakikada hesabını bilemediğim tonlarca su fışkırıyor...Bu muhteşem perde düşünen zihinlere şu ayetleri hatırlatıyor.
De ki: ‘Yeraltı ve yer üstündeki tüm sularınız büsbütün çekilip batıp gitse, artık Allah’tan başka size kim su getirebilirdi.'” (Mulk Suresi 30)
Ve başka bir ayet ...
Kur’an bir takım insanların kalplerinin taşlardan daha sert olarak nitelendiriyor...Merhametten uzak vahşi bir hal almış insanlar için ne muazzam bir nitelendirme...
Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; artık kalpleriniz taş gibi, hatta daha da katıdır. Taşın öylesi var ki ondan ırmaklar kaynar; öylesi de var ki çatlayıp bağrından su fışkırır; bazı taşlar da var ki Allah korkusuyla yuvarlanıp düşer. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.(Bakara suresi 74.)
Ve Arvas köyü...
Peygamber efendimizin soyundan gelen insanlar bir dönem arapların siyasi kargaşasından sığınıp geldikleri mübarek soyun izlerini taşıyan bir köy...
Misafirperverlikleri