Abdulbasit Barış

Abdulbasit Barış
@Efendii
Din Kültür Öğretmeni
Dostum neden aşırı menfaatçıdır? Midesi iyi hazım ettiğinden. Delikanlı niçin zevke düşkündür? Asabi sisteminin canlılığından. İhtiyar neden merhametlidir? Merhamete muhtaç olduğundan. Beriki niçin zalimdir? Zulüm görmek için içi gıcıklandığından.
Sayfa 33
Edebiyat
Reklam
Sokak ortasında birbirleriyle dalaşıp tekmeleşen yavruları kayıtsız bakışlarla arkasmda bırakarak hayat mücadelesi denen kızıl meydana koşan mahir menfaat atletleri, ihmallerinin neden cinayet olduğunu bilemediler. Zira onlar muhabbet kaynağı olması lâzım gelen mabette bile menfaat dilendiler;namütenahi aşk ile dolup taşan dünyamızın ilahi bahçelerinde hiç de usanmadan kin ve haset devşirdiler.
Sayfa 24
Edebiyat
Kürtçe bir şiirden tercüme; Dağlar dağlara seslendi Ah nerede bu vadilerin sahibi Dedilerki bir kısım konar göçerler idi Evlerini toplayıp teperlerden aşıp gittiler Ah û figan edip dediler ki sonbahardır, Sonbahar;bütün avazıyla bana seslendi Ağaçlar yapraklarını döktü Gerdanları gözüktü Ey esmer güzeli Mevsimlerden bahardı evlerimiz yükseklerde idi Hiç söz etmedin Şimdi çetin kışı yaşıyoruz evlerimiz aşağılarda Ve senin benden dileğin bir demet papatya nergis ve reyhan çiçeği…
Şiir
Bizim Olmayan Gözlükler Trt belgeselde bir program vardı az evvel. “Bilimin Ev Hali”.Orada beynimizin işleyişi ilgili bir deney vardı.Basketçilere bir gözlük takılıyor.Gözlüğün özelliği gelen ışıkları kıran bir cama sahip olması.Bu özellik basket potasını 10-15 derece sağa kaydıran bir görüntü sunuyor.Basketçiler atışlarını yaptıklarında basketi atamadıklarını potadan farklı bir yere attıklarını farkediyor.Daha sonrasında bu basketçilere gözlüğün yanlış gösterdiğini doğru olanın 10-15 derece sağda olduğunu söyleniyor.Bir iki denemeden sonra beyin gördüğü şeye duyduğu güveni kaybedip kendisini düzenliyor.Bu sefer potayı tutturan oyuncular bir süre sonra gözlükleri çıkarıp tekrar denemeleri isteniyor.Fakat bu aşamada basketçiler gözlük olmaksızın atışlarını yapmalarına rağmen potayı tutturmakta güçlük çekiyorlar.Sürekli olarak potanın soluna doğru atış yaptıkları görülüyor. Bunun sebebi *_~“Beyin artık bir yanlışın doğru olduğuna inanmaya başlamış, ve hamlelerinde o yanlışa göre düzenlenmiş olaması” olarak açıklanıyor.~_* Bu örnek özellikle eğitim için düşünüldüğünde yanlışların doğru olarak sunulabildiği ve bunun üzerinden gelişecek olan davranışların ise artık kişi için bir sorun oluşturmayan doğrular olarak kabul edildiği ortaya çıkmaktadır. Öğrenciler üzerinden değerlendirildiğinde yaptığı herhangi bir hatayı yanlış olarak benimsememe büyük bir sorun olarak ortaya çıkabiliyor.Ona hatalı olduğunu duyurmak bir zorunluluk haline gelebiliyor. Konfüçyüsün sözü üzerinden bir uyarlama yapmak gerekirse “bilmeyen ve bilmediğinide bilmeyen kişiye hiç bir şey öğretemezsiniz.Ancak bilmeyen bilmediğini de bilen bireylere bir şey öğretilebilir.Bunun içindir ki öğrenci bilmeyen ve bilmediğini de bilen kişidir.Tabi bu bizler içinde geçerlidir.
Düşünce
Bahçesaray Arvas köyünün mert çocukları... Yolumuz bu sefer kış şartlarının çetin geçtiği dünya ile bağlantısının bir dönem kesintiye uğradığı bu sebepten olsa gerek bir dönem namı diğer 9.gezegen Bahçesaraya düşüyor.Kürtçe olarak müks isimlendirilen ilçe o bölgede yaşamış,oradan göç edenlere ise “mixsi’ deniliyor halk arasında...Ben ise ismi modern dünyada kendi memleketime elit bir isim olarak “mixsico city” demeyi tercih ediyorum... Yüksek ama çok yüksek dağlardan dua tefekkür şükür duygularıyla arada bir şehadet getirerek iniş sağladığımız Bahçesaray sizi pak akarsular buz gibi çeşmeler ve yemyeşil çayırlarla karşılıyor. Vandan basra körfezine uzanan bir nehrin hikayesine onun muhteşem doğumuna şahitlik ediyorsunuz ilkin... “Dağlar su olsa şimdi eriyip bitmişti” diyor seyda(babam) ... Bahçesaray çayı bir mağara dan çıkıyor ve dakikada hesabını bilemediğim tonlarca su fışkırıyor...Bu muhteşem perde düşünen zihinlere şu ayetleri hatırlatıyor. De ki: ‘Yeraltı ve yer üstündeki tüm sularınız büsbütün çekilip batıp gitse, artık Allah’tan başka size kim su getirebilirdi.'” (Mulk Suresi 30) Ve başka bir ayet ... Kur’an bir takım insanların kalplerinin taşlardan daha sert olarak nitelendiriyor...Merhametten uzak vahşi bir hal almış insanlar için ne muazzam bir nitelendirme... Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; artık kalpleriniz taş gibi, hatta daha da katıdır. Taşın öylesi var ki ondan ırmaklar kaynar; öylesi de var ki çatlayıp bağrından su fışkırır; bazı taşlar da var ki Allah korkusuyla yuvarlanıp düşer. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.(Bakara suresi 74.) Ve Arvas köyü... Peygamber efendimizin soyundan gelen insanlar bir dönem arapların siyasi kargaşasından sığınıp geldikleri mübarek soyun izlerini taşıyan bir köy... Misafirperverlikleri
Gezi
Reklam