En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Canım ağzıma geldi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik âlâsı demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin
İyimser düşünmeyi, içinde yaşadığınız hayatın iniş çıkışlarına ve sarsıntılarına olumlu bakabilmeyi öğrenmek istiyorsanız yapacağınız, şey aldığınız bu kararı bir an önce yaşama geçirmek olmalıdır. Kararlı olur, dik durursanız ve ilk birkaç sorunda pes etmez, ‘‘Bu da geçer’’ diyebilirseniz sorunu çözdüğünüzü şimdiden düşünebilirsiniz. Siz doğru yoldasınız!
En sevdiğim Zweig eserleri arasında yeri çok sağlam olmuştur. Akıcı, merak uyandıran, insan ve çocuk psikolojisin derinlemesine ve en fevkalade şekliyle okuyucuya geçirildiği muazzam bir eser... Sevgi ve ilgiden yoksun birinin hayatın acımasızlıkları karşısında olgunlaşmaya başlamasını konu ediyor. Diğer kitaplarında olduğu gibi karakterlerinde biraz Zweig'i görür gibi oluyorsunuz
Spoiler...
Oldukça çapkın, genç ve yakışıklı bir baron'un tatil için gittiği otelde vakit geçirebileceği, birlikte olabileceği bir kadın araması üzerine başlıyor hikaye. Kadını bulduğunda ona ulaşmak için kadının on iki yaşındaki oğlu Edgar'la tanışıp arkadaş olması yani aslında onu kandırarak hedefine ulaşmaya çalışması ve bunu başardığında çocuğun yaşadığı kandırılmışlık hissi, hayal kırıklığı ve yetişkin oyunları karşındaki çaresiz kalışı... Bir yetişkinin arkadaşlığına kendisi alıştıran ve bu arkadaşlığı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Edgar'ın ruh hali geçiyor okuyucuya.