Her cisim sonsuzca bölünebiliyor ise, bunun algılanabilir özellikleri için de (renk, tat, koku, ses, ağırlık, hafiflik, sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb.) geçerli olup olmadığı sorusu ortaya atılabilir.
Sevgili Kitap Dostları,
Yazmak, benim için kendi içimdeki sessizliği kelimelere döküp evrene fısıldamak gibi bir yolculuk oldu hep. Bu yolculukta denemelerden romanlara, kişisel gelişimden şiire
Bitmedi mi dengenin bir kara mıknatıs gibi aşağı çekilmesi
Kara mıknatısın çekim gücünün esir aldığı saflığın yenmek üzere olduğunu
Gücün zayıflıyor karanlık
Rengarenk renkler gözüyor zaten etrafında
Göz perdesi olmayan masumlar
Çığlık atan yeşiller içindeki kadınlar
Ulu dağların titrerek gelen seni yerle bir etmesi
Haykırıyor bastığımız nice kanların döküldüğü topraklar bana dokunmayın yeşeremiyorum diye
Hak ve helak zamanı çok yakında
Rüzgarın yönü değişiyor
Ne istiyorsun?
Varlığını sürdürmek mi?
Duygularının arzularının peşinden gitmek mi? Olgunlaşmayı ve olgunlaşmanın durmasını mı?
Konuşmak mı? Düşünmek mi?
Bunlardan hangisi istemeye değer sence
Bunların hepsini küçümseyebiliyorsan nihai amacın, tanrının ve aklın peşinden git. Ancak öncekilere değer vermek ve ölümle herhangi birinden mahrum kalacağımıza üzülmek aklın ve tanrının yolundaki bir engeldir.