İçimde saklı duran bir hüzün vardı. Sıkıca tutunduğum; üzmeyen, kahretmeyen. Sessizce bir köşede otururdum onunla. Yaşlı bir kadının ağır hareketlerle çikolata paketini açışını izlerdik ya da bir çocuğun kardeşini usul usul sallamasını. Öyle sıkı tutunurdum ona. Öyle severdik birbirimizi. İçimde saklı duran bir neşe vardı bir de. Kadın olmanın, hayatta olmanın, yaşamın belirsizliğinin neşesi. İkisini de kaybetmiş gibiyim. Sakince, derinliği olmayan savaşlarla daha az aynaya bakarak geri gelmelerini bekliyorum.