... Cenaze arabasına yerleştiriyorlar. Gözyaşları artıyor galiba... Gidenin kimliğini düşünmeyip, bir gün onun yerinde kendisinin uğurlanacağını düşünen herkes, cömertçe akıtıyor gözyaşlarını. Kendileri için bana ağlıyorlar...
...'Ama çirkin, ama uyuz, ama ucube, zararı yok. Beğenilmek... Bu, ne büyük kelimedir farkında mısınız beyler! Fasarya hep önüne bakıyor, sevincini göstermemeye çalışıyor, göstermediğini sanıyor ama belli ki bir zelleri eksik. Ayıplanmaz da. Hangimiz öyle değiliz?
Şeytanın en büyük silahı neydi?
İnsanları olmadığına inandırmak.
İnsanların en güçlü kalkanı neydi?
Şeytanın olmadığına inanmak.
Bu paradoksun içinde kaybolmak mümkün müydü?
"Sana tek bir şey soracağım Tarık, bana doğruyu söyleyeceksin, dedi.
Buyur baba, sor.
Annem ,ablam, abim, eniştem merakla bakıyorlardı. Ben de meraklanmıştım; her şeyi zaten bilen babam ne öğrenmek istiyor olabilirdi ki.
Sana işkence yaptılar mı?
Ağzımdan bir "hayır" çıktı ama ,öyle süklüm, büklüm öyle cılız bir hayırdı ki, her yöne çekilebilirdi."