Emre 12

Emre 12
@Emre3412
Bildiklerin geçmişte yaşadıklarının kanıtıdır... Bundan dolayıdır yazdıklarımın hepsi melankolik...
Basketbol sahasının kapısını açıp içeri girmek istedi. Ama yapamadı, oysaki saha içersi boş ve kimsecikler yoktu. Cesaret edemedi, sadece kapısını açıp içeri baktı. Bilirsiniz çocuk parkların da olan basket bol sahalarının etrafı ya tel örgüler le yada demir parmaklıklar la çevrilidir, dışarıdan içersi, içerisinden dışarısı rahatlıkla görülür ona rağmen isminin hakkını veremeyen o küçük çocuk(Yağız) bom boş olan sahanın içerisine giremedi. Kişiliğinde ezilmişlik barındıran o küçük çocuk, zincirlerini kıramadı. Sadece kapısından bakıp geri çekildi ve öylecesine evine doğru yola koyuldu. İlk kez evinden 200 m uzağa tek başına gitti. Kendin ce cesaret toplayıp, ben erkeğim; kimliğinin arkasına saklanıp evinden sadece 200 m uzaktaki parka gitti. Sadece gitmeyi bildi, yaşamayı, prangalarından kurtulmayı, kalıplarından çıkmayı başaramadı. Hayat küçücük insanların erken yaşta büyümesine izin mi vermiyor du? Yoksa hayatın kanunda küçüklerin büyümesi erken zaman da olması gerekmiyor muydu? Çoğumuz küçükken büyük, büyümüşken küçülmek, geçmişe ışınlanmak gibi bir takım şeyler isteyebiliriz. Peki siz den düşünmenizi istiyorum. Ne zaman öleceğinizi bilseniz ve size hayat denilen kavramda 2 seçenek verilse, bunlar ışınlanmak olsa; bu seçenekleri istediğiniz zaman kullanabilirsiniz dense, o zaman ne zaman olurdu? ... (DEVAMI GELECEK)
Yaşamak istediğimi rüyamda görmek... Sadece rüyamda görebilmek. Neyse buda bir şey... 3 oldu...
Ruhumda bir sıkıntı var...
Saçma sapan bir şeyler karalamak istiyorum yine. Kulağıma fısıldayan kısık sesli bir müzik, elimde asla vaz geçemediğim sigaram, arkamda mutluluktan başını kaldıramayan insanlar ve o anda doğan bir sessizlik... Şarkı bitti. Bekliyorum sabırla bir şeylerin tekrar çalmasını, güzel bir şey olsun istiyorum. Evet çok güzel o söylesin ben dinleyim ve sonrasında saçlarımda soluyan kışlar geliyor aklıma, gözlerim hafif çatık hale düşüyor, aklıma gelen geçmişin karanlıkları, bir daha yaşamak istemediğim o gölgeler, o karanlıklar; hepsi bir den aklıma geliyor ve yüzümden yansıyor karşımda oturan kendime(bana)... Sonrasında sadece susuyorum. İçimde konuşan onca ben varken, derdimi anlatacak birini dahi bulamıyorum. Elim yazıyor sadece, sağlı sollu... Özüne bakınca saçma sapan, içeriğine girince başı dönen, divane benliğim... Yine çıkmazlardayım, yazıtlarımla, yaşadıklarımla, sussam olmaz aslında sadece susuyorum, sadece size susuyorum. İçim öylesine kalabalık ki, konuşacak bir ben dahi bulamıyorum. Derin bir iç çektim. Kendime akıttığım zehirlerin denizlerinde boğuluyorum. Susmayın, konuşun kurtarmak isteyen yüzme öğrensin yada bakmakla yetinsin yada iyisimi sessiz kalın ben söylemek isteyip te söyleyemediklerimle kalim...