yalnızca bir Kurtuluş Savaşı romanı değil; aynı zamanda cehaletin, bağnazlığın ve din istismarının, aydınlığa ve ilerlemeye karşı nasıl ölümcül bir silaha dönüşebileceğinin edebi bir manifestosudur.
Cephedeki silahlı işgalci düşmanın bile gücünün yetip yok edemediği Aliye'yi; dini inançları zehirlenmiş, cehaletle yoğrulmuş gerici ve yobaz bir güruh linç ederek katleder.