Enesokur

Enesokur
@Enesokur
İnsan okudukça cahil olduğunu anlamalı. (Kendim için edindiğim notlar)
Kuran’ın Tevratı tashih etmesi
Hz. Musa, firavunun karşısına Tevrat’a göre “İsrailin/İbranilerin tanrısı” adına, Kur’an’a göre ise “âlemlerinin rabbinin elçisi” olarak çıkmıştır. Mısır firavunu İsrail halkı üzerindeki etnik baskı ve zulmünü arttırdığında Hz. Musa ilahi elçi olarak firavuna gönderilmiştir. Tevrat metninde Hz. Musa kendisini “İsrailin/İbranilerin tanrısı”nın gönderdiğini ifade etmiş ve böylece söz konusu anlatı sadece İsrail halkına münhasır bir kurtuluş öyküsü haline gelmiştir. Halbuki Kur’an’da Hz. Musa “âlemlerin rabbinin elçisi” olarak ilahi nübüvvet çağrısının herkese yönelik bir evrensellikte olduğunu ve zulme karşı muhalefet etmeyi, kavmiyetçi perspektifle değil umumi bir ilahi mesaj olarak ilan etmiştir. Tevrat’a göre Hz. Musa’nın ilahi misyonu sadece İsrailoğullarının Mısır’dan çıkarılması iken Kur’an’a göre firavuna, yakınlarına ve Mısır halkına yönelik ilahi bir çağrı söz konusudur. Tevrat anlatısına göre Hz. Musa, İsrail halkını kurtarmakla görevli politik bir lider olarak resmedilmiştir. Oysa Kur’an’a göre Hz. Musa, firavunun şahsında onun çevresi ve tüm Mısır halkına ilahi çağrıyı ulaştıran bir peygamberdir. Nitekim Mısır halkından ve sihirbazlardan Hz. Musa’ya iman edenlerin olduğunu bildiren Kur’an’ın aksine Tevrat’ta bu yönde bir kayıt bulunmamaktadır. Nihayet Kızıldeniz’de boğulurken firavunun da İsrailoğullarının rabbine iman etmesi, onun aynı ilahi çağrıya muhatap olduğunu fark ettiğini göstermektedir.
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hz. Musa’nın başkaldırarak muhalefet ettiği firavun, peygamber açısından aslında fâni bir beşer iken Mısır halkı için kudretli tanrı-kral Horus’tur. Bu yüzden Kadim Mısır halkının gözünde Hz. Musa, kelimenin gerçek anlamıyla Osiris’in oğlu, kudretli iktidar tanrısı Horus’a meydan okumuştur. Ancak Kızıldeniz’deki ölümü anında firavun iman etmeye yeltenerek binlerce yıllık firavunluk ideolojisinden ve tanrısal otoriterlik sıfatı olan Horus kimliğinden vazgeçmiştir. Bu sahneye Kadim Mısır halkının gözünden bakıldığında, Hz. Musa’nın nübüvvet mücadelesi sonucunda tanrı-kral firavun yani Horus Kızıldeniz’in sularında boğularak ölmüştür.Kadim Mısır tarihinde esasen çağlar boyunca büyük bir travmatik olay olarak nesilden nesile aktarılması beklenen Çıkış anlatısıyla ilgili Mısır yazıtlarında herhangi bir işaretin olmadığı konusuna gelince, bu konuya dair iki açıklama ileri sürülebilir.Bunlardan ilkine göre Mısır krallarının maat doktrini bağlamında kozmik düzeni sağlama yükümlülüğü ile kadim gelenekteki sihir işlerine yüklenen anlam, bu sessizliğin gerekçesini ifade etmektedir.Kozmik düzenin sağlanması firavunların en temel sorumluluğudur. Sıra dışı tabiat olayları kadar evrensel düzen ve uyumdan sorumlu olan firavunun gösterdiği zafiyet ve zayıflığı da firavunun tanrısal şahsiyeti ile düzen koruyucu niteliğini tehdit etmiştir. Bu nedenle firavunun iktidar kadrosu ve ordusuyla birlikte her zaman ayakta ve muzaffer olması beklenmiştir.Zira ancak bu başarısıyla firavunun maat doktrininin gereğini yerine getirdiğine inanılmıştır. Bu çerçevede Mısır’ın pek çok yazı ve tasvirinde firavunun ordusuyla birlikte savaş alanlarında kazandıkları zaferler parlak sahnelerle resmedilmiştir. Mısır ordusunun kesin bir zafer kazanmadığı tarihsel olarak tespit edilmiş savaşların bile zaferle
Tarih
Tevrat’ta firavunun boğularak öldüğüne dair açık bir ifade söz konusu değildir. Zira Tevrat metninde öykülenen anlatı İsrail halkının Mısır’dan çıkışını temel hedef olarak tanımlamıştır. Kur’an’da ise İsrailoğullarının kurtuluşu kadar firavunluk ideolojisinin çökertilmesi de hedeflenmiştir. Bu ideolojinin çöküşü hakkında Kur’an’daki bildirim kuşkuya yer bırakmayacak kadar aşikârdır: “Derken İsrailoğullarını denizin öteki yakasına geçirdik. Firavun ve ordusu da haksız yere onlara saldırmak üzere peşlerine düşmüştü. Sonunda firavun boğulmak üzereyken şöyle dedi: ‘İsrailoğullarının inandığından başka ilah bulunmadığına kesinlikle inandım; artık ben de müslümanlardanım’ dedi. Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. İşte bugün senin cesedini kurtaracağız ki senden sonra gelenler için bir ibret olsun! İnsanların pek çoğu gösterdiğimiz delillerin bilincinde değildirler.” (Yunus, 10/90-92) Ayetlerinde Tevrat vurgusundan farklı olarak iki tespite açıkça dikkat çekilmektedir: Firavun ordusu ile birlikte boğulmuş ve boğulurken de Musa’nın rabbine iman etmeye çalışmıştır.
Din
Kur’anın Tevrattan farkı
Kur’an açısından Hz. Musa bütün Çıkış anlatısı boyunca Kadim Mısır mitolojisinin kurguladığı kutsal politik güç ya da firavunluk ideolojisiyle mücadele etmiştir.Allah’ın Hz. Musa’ya vadettiği yardımla (Tâhâ, 20/46) süren mücadelede firavunun Kızıldeniz’de ölümü, hedefe ulaşıldığına işaret etmektedir.Bu yüzden Horus’un bedeni olarak inanılan firavunun boğularak ölümü Çıkış sürecinin sonunu ilan etmiştir.Çıkış anlatısının Kur’an versiyonu, bütün peygamberlerin kavimleriyle olan tebliğ mücadelesinin temel olarak üç boyutta gerçekleştiği tespitiyle uyumludur: (i) Peygamberlerin ilahi çağrısı, görünürde bir kavme ya da bir kentin halkına karşı dile getirilmiş olsa da esasen bütün insanlığa yönelik evrensel bir çağrıdır; (ii) Peygamberler temel olarak “âlemlerin rabbinin elçisi” olarak tevhit ilkesini tebliğ etmişlerdir; (iii) Peygamberlerin tebliğ stratejisi, muhatap alınan kavmin gündelik yaşamında etkili olan bütün batıl inanç, düşünce ve uygulamaları hedefleyerek bunları halkın gözünde zaafa uğratmaktır. Çıkış’ın Kur’an ile Tevrat anlatıları arasındaki en temel farklılık da İslam nübüvvet geleneğinin bu üç boyutuna ilişkindir.Kur’an’a göre peygamberlerin ilahi çağrısının evrensel boyutuna rağmen Tevrat’ta Çıkış anlatısının İsrailoğulları bağlamında insanlık tarihindeki küçük bir kavme münhasır bir içerikle öykülenmiş olması, bu anlatının evrensel değerini azaltmaktadır.Nitekim anlatının Tevrat nüshasında Hz. Musa’nın çağrısının İsrailoğulları dışında bir karşılık bulduğuna işaret edilmez. Ancak Kur’an anlatısında açıkça ifade edilen sihirbazların (Tâhâ, 20/70), firavunun eşinin(Tahrim, 66/11) ve firavun ailesinden olup imanını gizlemiş başka kişilerin (Mü’min, 40/28) Hz. Musa’nın rabbine iman etmiş olmaları, onun çağrısının Mısır halkının zihninde bir karşılığı olduğunu
Din
Kutsal hakkındaki kurgunun toplumsal zihni ve sosyal yaşamı şekillendiren bir politikaya dönüştüğünün en açık örneği ise Kadim Mısır mitolojisidir.Bir anlamda Mısır mitolojisi, halkın gündelik yaşamının her veçhesine müdahil olan yönüyle politik mitolojinin sonuçlarının kolaylıkla gözlenebileceği tarihi veriler sunmaktadır.
Tarih