“ Beğenilmediğini , beğenilsen bile istediğin gibi beğenilmediğini biliyorsun da bu kitabı niçin çıkarıyorsun ? “ diye soracaksınız . Edebiyata inanırım da onun için çıkarıyorum . Yıllardır yazarım , benden de bir şey kalsın istiyorum. Bir umut … Bu yazıları gönlümce sevecek belki birkaç kişi bulunur umudu . Ölüm başımızda dolaşıyor : benim de Türk diline , Türk düşünce âlemine hizmet için çalıştığıma tanıklık edecek bir kitap bırakmadan mı gideyim ?
Öyle görünüyordu ki , gösterişli bir unvan ya da bir doktora derecesi , Jakarta’daki bir lağım çukurunun hemen yanında yaşayan cüzzamlının derdini anlamakta fazla yardımcı olmuyordu insana .
“Dünyadaki ülkeleri milyarlarca dolar dolandırmak için para alıyoruz , hem de çok para . Senin işin büyük bölümü , dünya liderlerini ABD’nin çıkarlarını gözeten büyük bir ağın parçası olmaya teşvik etmek . Sonunda bu liderler sadakatlerini garanti edecek borç batağına saplanır . Sonra da onları politik , ekonomik ya da askerî ihtiyaçlarımız için ne zaman istersek kullanabiliriz. Karşılığında onlar da halklarına sanayi siteleri , elektrik santralleri ve havaalanları sağlayarak , politik durumlarını güçlendirir . Tüm bunlar olurken Amerikan mühendislik ve inşaat firmaları da inanılmaz derecede zenginleşir .
Bukağı Niyazi Mısri’nin biyografisi diyebileceğimiz bir eserdir . Eser edebî açıdan , cümle kurulumu , ifade gücü açısından fena sayılmamakla birlikte birkaç yerde yazım hatasına sahiptir . Redaksiyon hatası olduğu ve bunun yayınevini ilgilendirdiği açık . Yazar mutasavvıfı , onun kişiliğini , düşün dünyasını , Osmanlı’nın duraklamaya başladığı ve ağalar , validelerin hüküm sürdüğü ve dolayısıyla yaşanan fetret Anadolu’sunda Niyazi Mısrî’nin nasıl bir pozisyon aldığını , batini ilimleri ele alış biçimini etkili bir şekilde yansıtmaktadır.
Niyazi Mısri’nin batini ve zahiri ilimleri yani tasavvuf ve şeriati karşılaştırması , kendine has bir tasavvufi duruş sergilemesi , sürgünde geçen hayatı , halkı etkileyen kimi zaman sürükleyen söylevleri , zamanın iktidarına gösterdiği yer yer anarşizme kayan tutumu dikkati çeken noktalardır .
Eserin sonuna gelindiğinde bir kere daha pekişen düşünce odur ki Tasavvuf Anadolu coğrafyasında insanların zorlu hayat şartlarından kaçarak sığındığı bir liman olagelmekle birlikte müntesiplerini çoğunlukla Panteizme ve şirke sürüklemiştir .