Nasıl ki çağdaş yoğun üretimde malların standartlaştırılması bir gereklilikse, sosyal süreçte de insanların standartlaştırılması öyle bir gerekliliktir ve bu işe eşitlik denmektedir.
Tarihin en kesin yasalarından biri de şudur: Lüksler zamanla ihtiyaç haline gelir ve yeni zorunluluklar ortaya çıkarır. İnsanlar belli bir lükse alıştıklarında bir süre sonra onu kanıksarlar. Onu yaşamlarında hep bulundururlar ve bir süre sonra onsuz yaşayamaz hale gelirler.
Tuhaf bir biçimde, insanlar uzun vadeli riskten kısa vadeli riskten olduğu kadar duygusal rahatsızlık duymazlar. Halbuki uzun vadeli getirilerin kısa vadeli ters dönüşlerin büyüklüğünden çok daha önemli olduğu açıktır.
Karadeliğe düşerken herhangi bir şey fark etmediğiniz gibi, sizi dışarıdan izleyen bir gözlemci de olay ufkunu geçtiğinizi hiç bir zaman göremez. Gözlemcinin tek gördüğü sizin giderek yavaşladığınız ve olay ufkunun kenarında asılı kaldığınızdır. Görüntünüz giderek sönükleşir, sonunda tamamen silikleşir. Dışarıdaki gözlemci için, olay ufkunu geçemeden sonsuza kadar kaybolursunuz.