Çaresi olmayan hastalıkta acılar sona erer,
İyileşme umuduyla duyulan acı beterini görüp diner.
Yas tutmak gelmiş geçmiş yaramazlıklara,
Yol açar kısa yoldan yeni mutsuzluklara.
Kader alıp götürürse elde tutamadığımızı,
Soğukkanlılık alaya alır kaderin zararını.
Soyulduğunda gülen, hırsızdan bir şey çalar,
Boş yere kederlenen, kendi kendini soyar.
...Kadınsa muhtemelen evlilik hayatının farklı olacağını hayal etmiştir; ama onun ne hayal ettiğinin, neyi bilmediğinin ya da neyi tercih edebileceğinin bir önemi yoktur...
...Erkek işine bakar, kadın da ona ve işine ayak uydurur. Yurttaşlıkta bile, tuhaf bir hokus pokusla, doğum ve coğrafya olgusu bir kenara atılır ve kadın otomatik olarak kocasının uyruğuna geçer.
"Geçmişe saygınız yok mu? Büyük-büyükannelerinizin düşündüklerine ve inandıklarına?"
"Yoo hayır, neden olsun ki? Hepsi göçüp gitti. Bizden daha az şey biliyorlardı. Zaten onların ilerisine geçemezsek, onlara layık değiliz demektir; keza bizden daha öteye geçecek olan çocuklarımıza da layık olamayız."